disscuss print

1 YILLIK Hosting Alana, 3 YILLIK Hosting HEDİYE... TIKLAYINIZ.

BİZ TÜRKİYE'NİN AB'DEKİ AVUKATIYIZ

BİZ TÜRKİYE'NİN AB'DEKİ AVUKATIYIZ_resim Son yıllarda artan ticari ilişkiler Türkiye’yi İtalya’nın en büyük üçüncü ticari partneri haline getirdi. Ocak ayı rakamlarına göre Türkiye, İtalya’nın ihracat yaptığı ülkelerin en üst sırasında yer aldı. İtalya’nın Türkiye’ye olan ihracatında ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 50,6 artış yaşanırken, Türkiye’den yapılan ithalatta ise 30,08’lik artış kaydedildi. Rakamlardan da anlaşılacağı üzere Türkiye ve İtalya ticari ilişkileri artarak devam ediyor.

İzmir’de ki görevinden ayrılacak olan Konsolos Simon Carta Haziran’da Roma’da olacak. Kendisinin Dışişleri Bakanlığında bir üst düzey göreve atanacağı söyleniyor.

Türk mutfağı hayranı Simon Carta Türk yemeklerinden en çok İmambayıldı yemeğini seviyor. İtalya’nın AB’deki Türkiye Avukatı olduğunu söyleyen Konsolos Simon Carta ile Türkiye’ye bakışı başta olmak üzere Türk-İtalyan ilişkileri, İzmir’e bakışı sporla ilgisi ve diğer gelişmeleri konuştuk.

Sizi daha yakından tanımak isteyenler için Simon Carta kimdir?

İrlanda’da doğdum, Arnavutluk başta olmak üzere Fransa, Finlandiya Almanya Doğu ve Batı Berlin olmak üzere iki devlette de yaşadım. Okula gitmek için Doğu Berlin’den Batı Berlin’e geçiyordum. Berlin’den mezun olduğumda İtalya’ya üniversite için döndüm. İtalya’da tek yaşadığım dönemde üniversite dönemimdir. Sonra diplomatik sınava girdim kazandım. 2002 de ilk görev yerim Moskova’ya gittim. Burada 4 yıl yerine, 5 yıl görev yaptığım için ödül olarak İzmir’de görev verdiler.

Mesleki kariyer olarak ne hayal ediyordunuz?

Benim babamda Dışişlerinde çalışıyordu. Onun için ben sürekli yurtdışında yaşadım. 14-15 yaşında diplomat olma fikri kafama yerleşmişti. Bütün hayalim diplomat olmaktı. Bu nedenle genç yaşlardan itibaren bu mesleği seçtim. Çocukluğumdan beri seyahat ettiğim ve farklı ülkelerde yaşadığım için farklı dilleri de öğrenme fırsatı buldum. Bu da diplomat olurken, diğer adaylara karşı bana potansiyel bir avantaj kazandırdı.

Hangi dilleri biliyorsunuz?


Kendi dilimiz dışında, İngilizce, Fransızca, Almanca ve Rusça biliyorum. Türkçe dersleri de almaya çalıştım ama yarıda bırakmak zorunda kaldım. İşimle birlikte yürütemedim. Türkçe çok zor bir dil. Rusça biraz daha bizim dilimize benziyor ama Türkçe çok farklı. Türkçe, Rusça’dan çok daha zor. Bu nedenle Türkçeyi öğrenemedim.

Gelmeden önce Türkiye’yi ne kadar tanıyordunuz? Türkler ile ilgili ne gibi izlenimlere sahiptiniz?

Türkiye’yi pek tanımıyordum. Türkler ile ilk temasım Almanya’da yaşadığım zamandı. Türk’lerden sınıf arkadaşlarım vardı ve onlar ile top oynuyorduk. Beraber Türk yemekleri yemeğe gidiyorduk. Türk mutfağı ile de ilk o zaman tanıştım. Çok kebap yiyorduk o zaman. Türkler ile aramızda her zaman bir sempati ilişkisi oldu. Çünkü Türkler her zaman içten gülümseyen, çok duygusal ve ayrıca misafirperver insanlar.

TÜRKİYE, İTALYA’NIN EN BÜYÜK TİCARİ PARTNERİDİR

Türkiye- İtalya ticari ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?


Türkiye, İtalya’nın üçüncü veya dördüncü ticari partneridir. Ama bulunduğumuz durumla da yetinemeyiz. Bu ticari ilişkileri daha ileriye taşımalıyız. 2008 yılında İtalya Türkiye dış ticaret hacmi 13 milyar Euro’ya ulaşarak rekor kırdı.

2009’da kriz nedeniyle ticaret hacminde biraz düşüş oldu. İki ekonomi birbirine çok yakın ve entegre olmuş durumda. Nitekim bu yılın ilk ayında ki rakamlar iki ülkenin ticari ilişkileri açısından çok önemli bir göstergedir.

İtalya ile Türkiye arasında Kültürel bir yakınlıkta var. Uzakdoğu ülkeleri ile kültürel bir yakınlık olmadığı için onlarla çalışmakta çok zor. Türkiye her yönden bizim için çok önemli bir ülkedir. Ayrıca Türkiye’nin dost bir ülke olarak İtalya’da çok özel bir yeri var. Bu birazda başbakanlar arasındaki yakın ilişkiden kaynaklanıyor. Onlar kendi aralarında bir dostluk ilişkisi ile bağlı. Bunun ötesinde de iki devlet arasında büyük bir dostluk ilişkisi var.

TÜRKİYE AB’NİN AKDENİZ KANADINI GÜÇLENDİRECEKTİR

Türkiye’nin AB ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?


Türkiye AB’ye katılmak için ciddi ve kuvvetli bir adaydır. İtalya’da Türkiye’nin Avrupa Birliğinde ki avukatıdır. İtalya her zaman Türkiye’nin AB’ye girişini büyük bir kararlılıkla desteklemektedir. Bu destek İtalya’da sağ veya sol olsun bütün hükümetlerin desteklediği bir politikadır. İtalya’nın bu duruşu bir devlet duruşudur. Hükümetler değişse de bu politikalar değişmeyecektir. Türkiye’nin AB’ye girişi Türkiye kadar İtalya’nın da faydasınadır. Birçok AB ülkesi Nato’da yer almazken Türkiye yer alıyordu.

Türkiye’nin AB’ye katılması aynı zamanda AB’nin Akdeniz kanadını güçlendirecektir. Bu açıdan da Türkiye AB’ye girmek için ideal bir adaydır. Türkiye gerekli şartları yeri getirdiğinde girmelidir. AB de Türkiye’den başka ülkelerden istemediği şartlar istememelidir. Türkiye’ye farklı uygulama olmamalıdır. Biz Türkiye’ye farklı uygulama yapılmasına kesinlikle karşıyız.

Ekonomik olarak Türkiye’yi nasıl görüyorsunuz?

Ekonomik alanda Türkiye çok dinamik bir ülkedir. Biz Türkiye’yi artık çok ucuz işgücüne sahip olduğu için yatırım yapılması gereken bir ülke olarak düşünmüyoruz. Kaliteli bir işgücüne ve eğitimli bir insan kaynağına sahip olduğunu düşündüğümüz için yatırım yapılmalı diyoruz. Üstelik Türkiye, Çin’e karşı da lojistik avantajlara sahiptir.

TÜRKİYE BÖLGEDE DENGE UNSURUDUR

Türkiye sırtını batıya dönüyor iddialarına katılıyor musunuz?


Türkiye’nin eski Asya kökenleri var. Aynı zamanda Avrupai bir kültürü ve gelenekleri var. Türkiye bölgede bir denge unsurudur. Dünyanın bu bölgesi çok hassas dengelere sahiptir. Türkiye doğuda ki dostları ile de iyi olmak zorunda. Hem dostluk için, hem de denge için iyi olmalıdır. Sonra Orta Asya da ki Türki cumhuriyetler ile olan ilişkisi de İspanya ve Portekiz’in Latin Amerika olan geleneksel ilişkileri gibidir. Türkiye’nin doğu ile ilişkileri bir Avrupa ülkesi olmadığını göstermez. Ben her zaman etrafı ile ilişkileri kötü olan Türkiye değil, iyi olan bir ülke olmasını isterim. Bu Avrupa’nın da çıkarınadır.

Küresel krizde bazı AB ülkelerinin ekonomileri alarm vermeye başladı. Bu ülkelerdeki krizi nasıl görüyorsunuz?

Krizden bütün ülkeler etkilenmiştir. Bağışıklığı düşük olan ülkeler daha fazla etkilenmiştir. Türkiye ile İtalya arasında da bu konuda benzerlik vardır. Her iki ülkede de sanayi ve üretim temelli bir ekonomi vardır. Ancak büyümelerini turizm, inşaat ve finans üzerine bağlayan bazı ülkeler krizden daha çok etkilendi. Kimi ülkelerde para ile para yapmak istedi. Bana kalırsa para ile para değil, üretim ile para kazanmak gerekir. Ben buna inanıyorum. Türkiye ve İtalya üretime ağırlık verdiği için diğer tercihi yapan ülkelere göre krizden daha etkilendiler.

İzmir’de göreve atandığınızda neler hissettiniz?

Burada göreve başlayalı 3 yıl oldu. Ama büyük üzüntüyle söylüyorum Haziran’da Türkiye’den ayrılıyorum. Roma’ya dönüyorum ve orada Dışişleri bakanlığında görev yapacağım. İzmir’e gelişim aynı zamanda Türkiye’ye ilk gelişim idi. Görevimde İzmir bana ödül olarak sunulmuştu. İzmir’de çok iyi bir görev süresi geçireceksin dediler. Bu benim için gerçekten talihli bir seçim oldu. Burada olmaktan çok mutluyum. İzmir ve Ege Bölgesi Güney İtalya’ya benziyor. Gittiğimde çok eksikliğini hissedeceğim. Burada dostlarım oldu ve onları çok özleyeceğim.

İtalyan firmalarının İzmir ve Ege’ye ilgisini biliyoruz. Bundan bahseder misiniz?

İtalya ile Türkiye arasında ki ilişkilerde İzmir’de çok önemli bir yere sahip oldu. İzmir’de yatırım yapan 70’i aşkın İtalyan firması var. Bölgede çok sayıda İtalyan sanayi kuruluşları var. 100 milyonlarca Euro’luk yatırımlara sahipler. Çimentaş, Indesit, Eldor gibi çok sayıda firmalar var.

İZMİR’DEKİ YABANCI CEMAATLER İÇİNDE
EN BÜYÜĞÜ İTALYAN CEMAATİDİR


Bugün İzmir’de tahmini olarak ne kadar İtalyan cemaati yaşıyor
İzmir’de küçük ama çok eskilere dayanan bir İtalyan cemaati var. Bin kişi civarında. Zaman içerisinde bir kısmı Türk oldu. Çünkü 5-6 yüzyıldır burada yaşıyorlardı. Karışık evlilikler oldu. Entegre oldular. Buda normaldir. Hala ülkelerine çok bağlı İtalyanlar var. Fakat doğdukları ülkeye de çok bağlılar. İzmir’de ki yabancı cemaatler içinde en büyük olanı İtalyan cemaatidir.

ÜÇKUYULARA TERMİNAL
KÖRFEZE KONULAN MÜCEVHER OLACAKTIR

Cruvaziyer turizminde neler yapılmalı?


İtalya’nın Costa ve MSC gemileri buraya geliyor. Bir gemi 3 bin ziyaretçi demektir. 2009 yılında Cruvaziyer gemileri ile İzmir’e yarım milyona yakın turist geldi. Ancak İzmir’in etrafında daha güzel yer olduğu için transit geçiyor. Bu Kahire’ye gidip sadece piramitleri gezmek gibi bir şeydir. Üçkuyular tarafında yürütülen proje var. Bu çok güzel bir projedir. Gerçekleştiğinde dünyanın en güzel terminallerden birisi olacaktır. Bunun şehir turizmine de çok olumlu katkısı olacaktır. Costa şirketini de İzmir’e bağlayacak bir projedir. Üçkuyular bu anlamda harika bir yerdir. Burada yapılacak yatırım Körfeze konulan bir mücevher olacaktır.

EFES POMPEİ GEÇTİ

Size göre İzmir bir sanayi şehrimi? Bir Turizm kenti midir?


Bana yurtdışında dostlarım her zaman bunu soruyorlar. Bana kalırsa turistik bir potansiyeli vardır. Çünkü İzmir ve çevresi harika bir bölgedir. Fakat etrafındaki endüstriyel tesislerini görürseniz aynı zamanda İzmir’in büyük bir sanayi şehri olduğunu görürsünüz.

İzmir şu an bir transit şehir konumunda. Harikulade bir hava limanı var. İzmir, turistlerin bir dağıtım noktası gibi görünüyor. Oysa İzmir kaplıca turizminde çok şey yapabilir. Mesela Agamemnon kaplıcaları ve Efes var. Tanıtım konusunda eksiklikler var. Zengin müzeleri var. Yine burada bulunan hazineler Smirna, Agora gibi güzelliklerin iyi anlatılması lazım. Efes ziyaretçi sayısı açısından dünya da ilk sıraya çıktı. İtalya’daki Pompei şehrini bile geçti.

İzmir ayrıca arkeolojik bir zenginliği de sahiptir. Efes, Afrodisyas gibi çevrede ki güzel yerlerin listesini yapsam bütün gününüzü çalarım. Bütün bunlar dünyada tek olan yerlerdir. Eşi ve benzeri yoktur. Dünyada bu tarz yerler yok. Arabaya bindiğinizde bir saate bambaşka yerleri geziyorsunuz. Rahat ve güvenli bir atmosferi var.

İTALYANCA BİLEN İŞGÜCÜNE ÇOK İHTİYACIMIZ OLACAK

Türk işadamlarına ne tür bir mesaj vermek istersiniz?


Biz İtalya konsolosluğu olarak Türk işadamlarına her türlü kolaylığı sağlıyoruz. Vize işlemlerini de çok kolaylaştırdık. Yıllık vizeler dahi veriyoruz referanslarına bağlı olarak. Bugünlerde bir işadamı için 3 yıllık vize imzaladım. 2008 yılında 14 bin vize sayısına ulaşmıştık. 2009 yılında da krize rağmen yine 14 bin vize sayısına ulaştık. Kriz olmasa bu sayı kesin 16-17 bine çıkardı. İtalya’ya gitmek isteyen Türkler’de büyük artış var. Bizde onların vize talebini karşılamak için elimizden gelen kolaylığı gösteriyoruz. 2010 yılı da pozitif bir yıl olacak.

Burada Türk gençlerine de sesleniyorum. Biraz İtalyanca öğrensinler. Çünkü İtalyanca konuşan Türk gençleri çok kolay iş bulabileceklerdir. Çünkü aramızdaki ilişkiler daha da büyüyecek. Bu anlamda İtalyancayı bilen çok sayıda işgücüne ihtiyacımız olacaktır.


Türk mutfağını sever misiniz?

Çok severim. En çok imam bayıldı yemeğini seviyorum. Kebap ve pilavlarını unutamayacağım. Türk mutfağının bize yakın fakat farklı ve egzotik bir tarafı var.

AVRUPA ŞAMPİYONASINDA İZLEDİĞİM
TÜRK MİLLİ TAKIMINI HİÇ UNUTAMIYORUM

Sporla aranız nasıl?

Ben Juventus’u tutuyorum. İyi başladık ama sonra ne oldu bilemiyorum. Hayal kırıklığı yaşadım. Bu sene şampiyon olma şansımız kalmadı. Dünya da en beğendiğim takımlar ise Manchester United ve Barcelona’dır.

Türk milli takımı da çok güzel bir takım. Avrupa şampiyonasından izlediğim Türkiye’yi hiç unutamıyorum. Çok mücadele eden ve pes etmeyen bir takım. Güzel goller atıyor. Nihat’ın attığı gol çok güzeldi. Hırvatistan maçını izlerken İstanbul’da idim. Bütün dostlar ayağa kalktı. İtalya’da da böyledir. İtalya kazanamadığı zaman bir devlet meselesi ve milli bir sorun oluyor. Bir Avrupa şampiyonasında Türkiye İtalya maçı harika olur. 90 dakika için aramızdaki dostluğu bir tarafa bırakıp yeniden dost oluruz.

Fatih Terimi İtalya’da görmek ister misiniz?


Ankara büyükelçimiz Terim’e şövalye makamında nişan taktı. Fatih Terim çok karizmatik bir insan ve İtalya’da çok seviliyor. İtalyan futbolcular Hollywood starları gibi çok şımarık. Gece çok çıkıyorlar. Onlara bazı şeylere hatırlatan Fatih Terim gibi birisinin olması çok iyi olurdu.

KİMSE İZMİR TAKIMLARININ ELİNDEN TUTMUYOR

İzmir’in Süper ligte bir takımı olmayışını nasıl karşılıyorsunuz?


Bu şehirle ilgili takımlara bizim bir sempatimiz olur. İzmir ülkenin üçüncü büyük şehridir. Ancak süper ligde bir İzmir takımı yok. Bunun çok eksikliğini yaşıyoruz. İtalya’da Milano ve Torino nerede ise İzmir içinde öyle olmalı. Ne yazık ki kimse İzmir takımlarının elinden tutmuyor. Biri onların elinden tutup bir yere getirmelidir. Bunu İzmir’li işadamların ve yatırımcıların yapması gerekir. 4.5 milyonluk bir şehrin birinci lig takımı olmaması büyük bir eksiklik.

İZMİRDE KURULAN İTALYAN TAKIMI GARİBALDİ’NİN
ALTAY’A 14-0 YENİLMESİ DEVLET SORUNU OLMUŞ


Tuttuğunuz takım Juventus ile Altay renktaş ilginizi çekiyor mu?
Size ilginç bir olayı anlatmak isterim. Bu yüzyılın başında İzmir’de yaşayan İtalyan Cemaati’nin Garibaldi diye bir takımı varmış. Çok kuvvetli bir takımmış. Bu İtalyan takımı Altay ile bir maç yapmış. Garibaldi takımı o zaman Altay’a 13 veya 14 sıfır gibi skorla yenilmişler. Bu İtalyan takımı için çok aşağılayıcı bir yenilgi olmuş. Bu durum bir devlet soruna haline gelmiş. O zamanki İtalyan Konsolosu resmi bir yazı ile bu takımı dağıtmış. Konsolosların bazen böyle zor görevleri de vardır.

AHMET KAPLAN/STAR


computer Anlaşmalı Evlilik Sitesi - Evlilik fırsatı ayağınıza geldi - TIKLA KAYIT OL - TIKLA EVLEN

Bu haber 16/03/2010 tarihinde eklenmiştir.

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
captcha
 
Authors

ÇOK OKUNAN YAZILAR

ÇOK OKUNAN HABERLER