disscuss print

Kurumsal Şirketlere Kurumsal Hosting - Bilgi ve sipariş için Tıklayınız...

Chris Wark ile kemoterapisiz kanseri doğal yollarla yenme programı

Chris Wark ile kemoterapisiz kanseri doğal yollarla yenme programı_resim
3. Seviye kolon kanserine 26 yaşında yakalanan Chris'e sadece tedavisiz 6 ay, klasik tedaviyle maksimum 5 yıl ömür biçiliyor. Bundan 12 yıl önce doktorların önerdiği ameliyatı olduktan sonra (şimdi ameliyat öncesinde hayati tehlike yoksa baştan bu programı denerdim diyor) kemoterapi ve radyoterapiyi reddediyor ve bulabildiği tüm doğal yolları deniyor. Kanseri yendikten sonra başka kanser hastalarına danışmanlık yapmaya başlıyor. 12 yıl boyunca topladığı deneyimleri 12 Eylül'de ÜCRETSİZ 10 günlük bir kursta toplamış. Hedefi bu ücretsiz hayati bilgilerin 12 Eylül'e kadar 1 milyon kişiye ulaşmasıydı. Eylül 2017'deki kursuna yüzbinlerce kişi katıldı. Yılda bir kere bu kursu tekrar ücretsiz olarak bir 10 günlüğüne açıyor. Kaçıranlar kursun linklerinden diğer zamanlarda ücretli olarak temin edebilirler.
Tanıtım videosunu Video bölümünden izleyebilirsiniz
Chris Wark – Square One Kanseri Şifalandırma Koçluğu Programı – 12 Eylül 2017
https://squareone.chrisbeatcancer.com/module-1
Modül 1 – İlk önce önemli şeyler
Modül 2 – Neden kanseriniz var ve sebepleri nasıl yokedilebilir?
Modül 3 – Anti-Kanser Diyeti Bölüm 1
Modül 4 – Anti-Kanser Diyeti Bölüm 2
Modül 5 – Bedeninizi ve Çevrenizi nasıl detokslayacaksınız?
Modül 6 – Stresi nasıl yokedeceksiniz ve kalbinizi nasıl şifalandıracaksınız
Modül 7 – Spiritüel şifalanma
Modül 8 – Egzersiz ve dinlenme ile iyileşmeyi aktive etmek
Modül 9 – Kanseri tedavi eden bitkiler, çaylar ve gıda takviyeleri
Modül 10 – Gelişmenizi nasıl test edebilir ve izleyebilirsiniz

Burada yer alan notlar Chris Wark’ın sunduğu programı dinlerken tuttuğum Türkçeye çevrilmiş notlardır. Chris sadece kendi deneyimlerini paylaşıyor, ve bunlar pek çok hastaya farklı bir bakış açısı kazandırıyor. İngilizce modüllerin sonunda programı takip ederek iyileşenlerin röportajlarına yer veriliyor. Tabii bunlar bu çeviride yok. Lütfen bilgilenme amacıyla değerlendiriniz. Her zaman kendi araştırmanızı yapınız. Her zaman bir hastalığı tedavi ederken doktorunuza danışmayı unutmayın. Modüllerin tamamını koyamadım. Programın tamamını verilen linkten satın alarak İngilizce olarak dinleyebilirsiniz.

*********************************
Modül 1 – İlk önce önemlİ şeyler
Kanser teşhisi aldıysanız bu bedeninizin size bir mesajıdır. Yaşam şekliniz sizi öldürüyor! Bunu kabul edin. Bunun sizin hatanız olduğunu kabul etmek sizin hayatınızı kurtarabilir. Kanser endüstrisi bunun sadece kötü bir şans olduğunu söyler. Yaptığınız hiçbir şeyin, yapacağınız hiçbir şeyin kanserin ortaya çıkmasında etkisi olmadığını söylerler, böylece ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi almanız konusunda sizi ikna ederler. Gerçek şudur ki, seçimleriniz sizin yaşatır veya öldürür. İster geleneksel tedaviyi seçin, ister doğal tedavileri her zaman sağlığınızı destekleyecek bir şey vardır. Buradaki önemli nokta kendinize acımayı bırakmanız, kurban rolünden çıkmanız ve şimdiye kadar yaptığınız seçimlerin ve durumun sorumluluğunu almanızdır. Hayatta her şey bir sebepten ortaya çıkar. Çoğu zaman bu sebep sizsinizdir. Geçmişteki seçimlerimiz şimdiki olasılıklarınızı etkiler. Şimdiye kadar yaptığınız beslenme ve hayat tarzı seçimleriniz de sağlığınızı etkiler.

Kanser normaldir. Her insan hayatı boyunca bazı kanser hücreleri geliştirir. Ancak her insan tümör oluşturmaz. Aradaki farkı bağışıklık sistemi sağlar. Bağışıklık sistemi virüs, bakteri, parazit, patojen ve mutasyona uğramış kanser hücrelerini bulur. Bedeninizdeki hücreler bazen bir şekilde mitokondri hasarı ya da DNA hasarı yaşayabilirler. Genelde bu hücreler kendini iyileştirir veya ölür. Bazen bu hücreler yaşamak için mutasyona uğrar. Bazen de kanser hücresine dönüşür. Her hücre sonunda ölür. Bazıları günler, haftalar ya da aylar yaşar. Her birinin programlanmış bir ömrü vardır. Hücre kanserli bir hücreye dönüştüğünde kontrol dışı bir şekilde bölünmeye başlar. Ve otomatik yokolma becerisini kaybeder. Tümörler 1mm olana kadar medikal araçlarla tanımlanamaz. Bu sırada 100bin-1milyon kanser hücresi oluşmuştur ve 6 yıl geçmiştir. 1. seviye kanser tipi metastastır. Yani kanınızda kanser hücreleri dolaşmaktadır. Bu yüzden erken teşhiş yapıldıktan hemen sonra metastas gerçekleşebilir. İyi çalışan bir bağışıklık sistemi kanser hücrelerini bulup yokeder. Bedeninizde bir tümör varsa bu bağışıklık sisteminizin fazla yüklendiğini ve/veya baskılandığını gösterir. Sizin isteklerinize yetişemez. Kanser sizin kendi bedeniniz, kendi DNAnızdır. Kendi bedeniniz yaratır, kendi bedeniniz yokedebilir. Ben bunu kendi şifalanma tecrübemden ve benimle konuşan bir sürü mucizeler gerçekleştiren kemo, radyoterapi ve ameliyattan başarı elde edemeyen ölümcül 4. seviye kanseri atlatan kişilerden, hatta bu terapileri almayan ve iyileşen başka yüzlerce kanser hastalarından biliyorum.

Benim hikayemde seçtiğim ameliyattan sonra toksik kimyasal tedaviyi reddettim ve toksik olmayan doğal tedavileri uyguladım. Gittiğim onkolojistim 3. Seviye kolon kanserim olduğunu ve yüzde 30dan daha az 5 yıl yaşam şansım, yüzde 10dan az 10 yıl yaşam şansım olduğunu söylemişti. Yaptığım radikal yaşam ve beslenme değişimlerinin 13 yıl sonra burada olmamın temel sebebi diye inanıyorum.


Tıp otoritelerinin kansere bakış açısı bir kez başladı mı hiç durmayan bir tren gibi olduğu yönünde. Treni durdurmanın tek yolunun ameliyat, kemo ve radyasyon ile rayları uçurmak olduğunu düşünüyorlar. Fakat bunun karşıtı pek çok kanıta dayalı makale de var. Bunlardan birisi “Spontaneous Remission” yani spontan hafifleme. Kanserin kendi kendine hafiflediği ile ilgili yazılmış 800 kanser makalesinin birleştiği aynı isimli bir kitap bile var. Bu kitap bedenin kanseri kendisinin yenebildiği, iyileştirebildiğinin kanıtıdır. Skeptikler halen buna anekdot diyerek inanmakta güçlük çekiyorlar.

Bedeniniz doğru ilgi ve besinler verildiğinde kanserden iyileşebilir. Bu yaşamınızdan tüm kansere yol açan etkenleri çıkarmanızı ve değiştirmenizi gerektirir.

Eğer çevresel toksinlere maruz kalıyorsanız diyetiniz ve yaşam şekliniz kanseri önleyici olabilir. Yine de maruz kaldığınız toksinleri minimuma azaltmanız gerekir. Araştırmacılara göre kanserlerin yüzde 5’i sadece genetik olup geri kalanı, diyet, yaşam tarzı ve çevresel toksinlerden kaynaklanıyor.

Sağlıklı beslenmez, egzersiz yapmaz ve çevreden bedeninize giren toksinleri arındırmazsanız bedeniniz bir süre sonra sorun çıkarmaya başlar.

Şimdi her kanser hastasına sorduğun iki soruyu size sormak istiyorum:

Neden kanseriniz olduğunu düşünüyorsunuz?

Kanseriniz olmasına yol açacak sebepler neler diye düşünüyorsunuz?

Kalem defter alıp bunları not almaya başlayın. Belki stresten, belki yeterince kendinize bakmadınız…

Kendi içgüdüleriniz ve sezgilerinizi dinleyin.

Doktorunuza bu soruları sorar ve cevaplarınızı anlatırsanız size diyetiniz ya da yaşam şeklinizden kaynaklanmadığını büyük olasılıkla söyleyecektir. Sadece kötü genetik miras ya da kötü şans olduğunu söylerler. Bunu söyleyerek sizi güçsüz hissettirirler ki kanser sektörünün amacı sizi kurban olduğunuzu kabul ettirmektir. Böylece size önerileni tamamen kabul edersiniz, evet halen dondurma, hamburger ve pizza yersiniz, yeter ki kilo kaybetmeyecek kadar yiyin derler. Doğal toksik olmayan terapiler sana yardımcı olamaz, biz senin tek şansınız derler. İşte bu mesajı verir onkolojistler fakat bu doğru değil! Tek şansınız toksik terapiler değildir. Bedeniniz kanseri yarattı, bedeniniz kanseri yenebilir!

Gerçekten yaşamak istiyor musunuz?

Ölmemeye o kadar odaklanarak yaşıyoruz ki yaşamayı hiç düşünmüyoruz. Belki hayatınızla çok mutlusunuz, ya da hayatınızdan çok fena bunaldınız ve ölmek istiyorsunuz. Herhangi bir yargılama yapmıyorum. Her ne yapmak istiyorsanız, toksik terapilerle uğraşmak yerine kalan hayatınızın tadını çıkarmak isteyebilirsiniz.

Mesela Norma
https://www.facebook.com/DrivingMissNorma90 yaşında kansere yakalandıktan sonra kimyasal terapileri reddedip hayatının son bir yılını Amerika’yı dolaşarak geçirdi, hayatının tadını çıkardı ve huzurla öldü.

Eğer hayatınızın geri kalanında günde 3 kere çizburger ve milkshake içerek geçirmek istiyorsanız, tamam bunu da yapabilirsiniz. İstemediğiniz hiçbir şeyi yapmamalısınız. Tüm toksik ve doğal kanser tedavileri de buna dahil.

Eğer gerçekten yaşamak istiyorsanız kanseri yenmek, bedeniniz iyileştirmek tam bir adanmışlık gerektiriyor.
Tam bir adanmışlık. Sıfır bahane.

Kanseri yenen hastaların ortak için karakteristik özelliği var.

Birincisi kuvvetli bir yaşama isteği. İkincisi iyileşmek için bahane yaratmadan her ne olursa olsun onu yapma isteği.

Eğer kuvveti bir yaşama istediğiniz yoksa, hayatınızı değiştirmek istemiyorsanız, sigara içmeyi bırakmak, diyetinizi değiştirmek, egzersiz yapmak istemiyorsanız, affetmek istemiyorsanız o zaman bu kursta anlatacaklarım size göre değil.

O zaman büyük hareketle yol almanız gerekiyor. Küçük hareketler küçük sonuçlar doğurur. Çok nadiren küçük değişiklikler büyük sonuçlar yaratır ancak konu kanser olunca sihirli bir ilaç, ufak bir çözüm yok. Şifalanma büyük bir yaşam değişikliği gerektirir. Belki 2 yıl boyunca yapacağınız ciddi bir değişiklik ve adanmışlık. Birçok kanser hastası hayatında değişiklik yapmaya başlayınca 30-60-90 günde tümörleri küçülüyor. Ancak kanserin tekrarlanmaması için en az 2 yıl boyunca aynı değişimi sürdürmek gerekli. 2 yıla neredeyse vücudunuzdaki tüm hücreler yenilenmiş oluyor. Bazı hücreler 1 yılda bazıları bir yıl içinde pek çok kez yenilenmiş oluyor.
“Her ısırıkta her gün bedeninizi yeniden inşa ediyorsunuz.” Bunu her öğününüzde kocaman bir kasedeki sebzelerinizi yerken kendinize hatırlatın.

Çetinceviz geçen en az iki yıl.

Bazı kanser hastalarında gözlemlediğim şey birkaç ayda hayatlarını tamamen değiştirdikleri zaman harika hissediyorlar, tümörleri küçülüyor, hatta tamamen yokoluyor. Sonra tembelleşiyorlar ve eski alışkanlıklarına geri dönüyorlar. Böyle olunca kanser geri geliyor ya da tekrar büyüyor. Bazen de kanser hastaları hayatlarını tamamen değiştirdikten sonra tümörleri yeterince hızlı küçülmüyorsa doktorlarının kendilerini korkutmasına izin vererek, doktorun hızlı çözümü ameliyat, kemo ve radyasyonu tercih ederek ızdırap çekmeye başlıyorlar. Hasta oluyorlar, yataktan çıkamıyorlar, yemek yiyemiyorlar, depresyona girerek motivasyonlarını kaybediyorlar. Tüm yaptıkları özel beslenme, egzersiz, sağlıklarını destekleyen alışkanlıkları da camdan uçup gidiyor! Sonra kanser geri geliyor ve çok hızlı çöküşe geçiyorlar. Sonu genellikle iyi bitmiyor.

Şimdi biraz da korkudan bahsedelim. Kanserden korku kanser endüstrisinden geliyor. Çünkü insanlar acı çekmek istemiyorlar. İnsanlar acımasız tedavilerden, bedenlerine yapacağı zarardan, belirsizliklerden, kemo, radyasyon ve ameliyatın komplikasyonlarından korkuyorlar. Konuştuğum pek çok kanser hastalı ölmekten korkmuyor, acı çekmekten korkuyorlar.

Tam olarak neyden korktuğunuzu tanımlamanız gerekiyor. Korkmayın, korkunun seçimleriniz etkilemesine izin vermeyin. Kanser endüstrisi korkuyu kullanarak kanser hastalarını ani karar almak yönünde motive eder. Kanser endüstrisi trilyon dolarlık bir iştir. Yıllar içinde onkolojistler eğer olası kanser hastalarını gelecek tedavi randevüsü için ikna edemezlerse gelecek gelirlerini kaybedeceklerini farkettiler. Derin bir nefes alın.

Zamanınız var.

Tüm olasılıkları, tedavi yöntemlerini araştırmak için vaktiniz var. Eğer nefes borunuzu tıkayan bir tümör varsa hemen ameliyat olmanız gerekebilir, ancak çoğu kanser hastasının karar vermek için zamanı vardır, kanser teşhisi aldıklarında kendilerini hasta bile hissetmezler.

Tercihleriniz var.

Korkuya dayalı bir seçim yapmayın. Sezgi ve içgüdüleriniz dinleyin. Eğer içinizde bir yerdeki ses bu seçimi yapma diyorsa onu dinleyin ve yapmayın. Aileniz, arkadaşlarınız veya doktorunuz aksini söylese bile. Araştırmanızı yapacak, karar verecek zamanınız var.

Çoğu zaman bana “Eğer şimdiki bildiklerini bilseydin ameliyat olur muydun?” diye soruluyor. Hayır diyorum çünkü benim kolon kanserim hayatımı tehdit etmiyordu ve aceleyle ameliyat olmazdım. Kendime bedenimin iyileşmesine imkan sağlayacak hayat değişikliklerini yaparak 30-90 gün verirdim. Gelişmeleri yakından takip ederdim. Doktorunuzdan tedaviye başlamadan önce hayatınızı yoluna sokmak için birkaç ay isteyebilirsiniz. Çoğu zaman size bu konuda onay verirler. Eğer vermezlerse doktorunuz karşı çıkıp çıkmayacağınıza karar vermelisiniz. Bu kolay değildir ama insanlar bunu her zaman yapıyor. Bir tedaviyi geciktirmeye karar verirseniz ya da reddederseniz etrafınızdaki insanlar bunu anlayamayacak ve sizin yanlış karar verdiğiniz yönünde yorumlarda bulunacaklardır. Buna hazır olun.

Kendi içgüdüleriniz ve sezgilerinizi dinleyin.

İnandığınız güçten yardım, destek, yönlendirme ve cesaretlendirme isteyin. Tanrıya inansanız da inanmasanız da yardım size mucizevi bir şekilde gelecek. Gelen cevapları rastlantı diyerek gözardı etmeyin.

Rastlantı diye bir şey yoktur.

Bu sırada etrafınızdaki insanlarla konuşmanız gerekecek. Bir noktada onlara “Seni seviyorum, benim için endişelendiğini ve yardımcı olmak istediğini biliyorum ancak bu noktada anlamalısın ki kendim için en iyi kararı veriyorum. Hedefim yaşayabileceğim kadar uzun yaşamak ve iyileşmek. Elimden geldiği kadar okuyorum ve araştırıyorum ki iyi bir karar verebileyim. Korkudan bir şeylere aniden karar vermeyeceğim. Hakkında iyi hissetmediğim hiçbir şey yapmayacağım.” diyebilirsiniz. Bu şekilde anlayacaklardır. Dahası bu konuda konuşmak istemediğinizi ve sadece birlikte zevkle vakit geçirmek istediğinizi anlatabilirsiniz.

Doktorunuza size bir tedavi konusunda baskı uygularsa ve önerdiklerini istemiyorsanız “Doktor, bu konuda zamanını verdiğin ve bilgilendirdiğin için çok teşekkür ederim. Ancak benim için yaşamın kalitesi, yaşamın süresinden daha önemli. Eğer tedaviyi uygularsam hayat kalitem felaket olacak, acılarım ve ızdırabım olacak. Şimdi iyi hissediyorum. Ve bunu mümkün olduğunda devam ettirmek istiyorum. İleride bir şeyler değişebilir. Tedaviyi alırsam daha fazla şansım olduğunu düşünüyorsunuz ama şimdilik bunu yapmak istemiyorum.” diyebilirsiniz. Ayrıca doktorunuza bu şartlarda halen size bakıp bakmayacağınız, her 6 ayda bir kanserinizi inceleyip testleri yapıp yapamayacağını sormalısınız. Çoğu doktor bunu kabul eder. Eğer sadece para meraklısı veya kibirli bir doktorsa size karşı korkuyu kullanmaya çalışır ki böyle bir doktorlar çalışmamalısınız zaten. Doktorunuza yaptığınız her şey anlatmanız da gerekmiyor, bu vakit kaybı olacaktır. Çoğu doktor beslenme terapileri ve alternatif tedaviler konusunda karşıt görüşlüdür. Olumsuz örnekler verirler.

Kendinize bir destek sistemi yaratın.

Sosyal olarak izole olmuş meme kanseri hastaları %40 tekrarlanma, %60 meme kanserinden ölme riski, %70 herhangi bir şeyden ölme riskine sahipler.
Kendinizi izole etmeyin. Etrafınızda sevdikleriniz toplayın. Her tip ve türden iyileşen kanser hastalarının hikayelerini https://www.chrisbeatcancer.com/
Gelecek için planlar yapın.

Notlar tutun, bloglar yazın, videolar çekin. Her aşamasını belgeleyin. Belki siz de başkalarına yardımcı olabilirsiniz. Geleceğiniz için planlar yapmak çok önemli. Gelecek 5-10-20 yıl için hayatınızdaki hedeflerinizi yazın.

Chris’in tüm adımları anlattığı programını almak isterseniz:
Gelecek için planlar yapın.
https://squareone.chrisbeatcancer.com/own2
Modül 2 – Neden kanseriniz var ve sebepleri nasıl yokedilebilir?

Stres, diyet ve hayat tarzı ve çevre sağlığımızı etkiliyor. Hayatınızdan stres yaratan gıda, ilişki, iş ve ortamları değiştirmekle işe başlayabilirsiniz. Hayat tarzınız, yaptığınızı işin stresi bedeninizi etkiler ve bedeniniz size bunu kanser ile anlatmaya çalışır. Çevresel etkenler arasında çok fazla konu var. Chris bu modülde derinlemesine düşünüp tüm gıda, hava, su, ev ortamı, kozmetikler, deterjanlar, kıyafetler vb her türlü zehirli kimyasal içeren etkenleri hayatınızdan çıkarmanızı öneriyor.

*******************************************************************
Modül 3 – Anti-Kanser Diyeti Bölüm 1

Sağlıklı bir diyet bedeninizi yeniden onarmanız için gerekli yapıtaşlarını size sağlar.

Anti-kanser diyeti için yememeniz gerekenler:

-Beyaz işlenmiş şeker yok: Beyaz şekerin kanser hücrelerini beslediği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kan şekerini, insülin seviyesini zıplatır.

-Beyaz un yok: işlenmiş, beyazlatılmış rafine un tüm besinlerinden arınmış işe yaramaz bir şeydir. İşe yarasın diye içine sentetik bazı vitaminler de eklenmiş olabilir.

-Süt ürünleri yok:

-Et yok: Tüm etler, dana, tavuk, domuz, koyun, keçi, balık, karides, hayvanlardan gelen herhangi bir et yenmeyecek.

-Tahıllar
İşlenmiş, yapay, insanın yaptığı hiçbir şey tüketilmeyecek. Konserve, şişe, kutu, torbayla gelen yiyeceklerin çoğu yok. Çünkü bunlar hastalık yaratan yiyecekler. Markette tek bir yerden alışveriş edeceksiniz o da tarla ürünlerinin olduğu bölüm. Artık yemek isteyeceğiniz yiyecekler sebzeler ve meyveler, topraktan gelen bütünlüğünü korumuş yiyecekler. Süt ürünleri, et, buğday, şekerli tatlılar, hayvanlardan gelen herhangi bir ürün yok.

Neden et yok? Çünkü Dr. Dean Ornish bir grup erken prostat kanseri hastasını özel bir programa aldı. Bu programda düşün yağlı bitkisel kaynaklı bir diyet, günlük 30dakikalık yürüyüşler ve 1 saatlik stres azaltıcı yoga, streching (kas esnetmesi), nefes çalışması ve gevşeme tekniklerini kullandı. 1 yıl sonunda bu grubun kanları standart Amerikan diyeti yiyen hastaların kanına göre 8 kat daha fazla kanser durdurucu etkiye sahip oldu. Yani bu programa uyan hastalar yüzde 75 tümör büyümesini yavaşlatmış oldular. PSA değerlerinde de düşüş oldu. Bu da erken seviye prostat kanseri ihtimalini düşürmek demek.

Bir başka çalışmada araştırmacılar standart Amerikan diyetiyle beslenen bir kadının kanını alarak meme kanseri hücrelerinin üstüne damlattılar. Kanser hücrelerinin gelişimini biraz durdurabildi. Sonra 12 gün boyunca bitkisel beslenme ve günlük egzersiz rutini uygulattılar. Tekrar kanını alarak kanser hücrelerine damlattıklarında kanseri durdurma becerisi sadece 12 günde yüzde 18’e kadar çıktı.

Neden süt ürünleri yok? Çünkü süt ürünlerinde insülin benzeri büyüme faktörü 1 (IGF-1) var. IGF-1 hayvansal protein yediğinizde karaciğer tarafından üretilen bir büyüme hormonudur. IGF-1’in kanser büyümesiyle bağlantısı vardır. Hayvansal ürünleri yemeyi durdurduğunuzda kanınızdaki kanseri destekleyen IGF-1 seviyesi büyük oranda düşer. Bunu mümkün olan en düşük seviyede tutmaya çalışıyoruz. Süt ürünlerinde 60dan fazla hormon var. İnek sütünün amacı ineğin yavrusunu aylar içinde 30 kilodan 250kg olacak kadar büyütmek. İnek sütü bebek inek büyütme mamasıdır. Bunu kendi bedeninize koymak istemezsiniz. Kilo almayı ve kanser büyümesini destekler. Süt, peynir, tereyağ, yoğurt ve kefiri kesin.
Hayvansal ürünleri kullanmamanız için bir başka sebep de bir aminoasit olan metionin. Kolon, yumurtalık, meme kanserleri, lösemi ve diğerlerinin hepsi canlı kalabilmek için metionine ihtiyaç duyarlar. Metionin olmadan ölürler. 1974’te bir araştırma ile en yüksek metioninin hayvansal yiyeceklerde bulunduğu ortaya çıktı. Fasulyegiller bitkiler arasında en yüksek metionin oranına sahip. Süt, yumurta ve kırmızı etin hepsi fasulyegillerden iki kat fazla metionine sahip. Tavuk ve balık fasulyegillerden 5-7 kat daha fazla metionine sahip. Sebzeler, kuruyemişler ve tahıllar çok düşük fasulyegillerin yarısından çok daha az metionine sahipler. Meyvenin ise nerdeyse sıfır metionin oranı var.

Hayvansal ürünler yüksek metionine sahip ve bedeninizdeki IGF-1 seviyesini artırıyor.

Benim anti-kanser diyetimin iki önemli özelliği var:

İlki bedenime yük olan ve kanseri destekleyen her türlü insan yapımı, işlenmiş yiyeceği elimine etmek.
İkincisi yoğun besin değerine sahip topraktan gelen yiyeceklerle bedenimi gerçek manada doyurmak. Böylece bedenimin tamir etme, regenerasyon ve detoks becerisini desteklemek. Ben kendimi vitamin, mineral, enzim, antioksidan ve binlerce hayati besin parçacığıyla beslemek istedim.

Amerikalıların 1/3’ünden azı her gün 2 porsiyon meyve ve 3 porsiyon sebze tüketiyor. Ben de kanser olmadan önce iyi günlerimde 1-2 porsiyon meyve ve sebze yerken, bunu 15-20 porsiyona çıkardım. Günlük meyve ve sebze tüketiminizi bu kadar artırırsanız düşünün içinizde neler olacaktır?

Bunu başarmanın ilk yolu: Juicing (sebze ve meyvenin suyunu sıkmak)

Yiyecek yediğinizde ağzınızda dişleriniz parçalayarak suyunu çıkarıyor. Yiyeceklerin suyu barsaklardan emilerek kanda dolaşır ve dokulara besin olarak taşınır. Katı posası lif olarak sindirim sisteminde ilerler ve atılır. Ne kadar iyi çiğnerseniz besindeki maddeleri o kadar iyi emersiniz. Juicing ise yiyeceklerdeki besin maddelerinin yüzde 90’ını ortaya çıkarır. Bu dişinizle yapabileceğinizin 3 katı fazladır. Juicing oturup çiğnemeye gerek kalmadan çok muazzam oranda besin maddelerini yiyeceklerden çıkarır. Böylece her gün 10 kilo yiyecek çiğnemek zorunda kalmazsınız.

Ben her gün sabah ilk iş olarak 64oz (1892ml) sebze suyu yapıp gün boyunca içiyordum. Bu 8 adet 8oz (236ml) porsiyon demek. Benim için uygun olanı hepsini tek seferde günlük olarak sıkmaktı. Sebze suyu buzdolabında birkaç güne kadar taze saklanabiliyor.

Juicing özellikle yüksek seviye kanser hastalarının enerjileri çok düşük olduğu için önemli bir vitamin ve mineral kaynağı. Sebze suyu çok hızlı emilir, çiğnemeye ve sindirmeye fazla enerji harcanmaz. Direk kana karışır ve hücrelerinize gerekli enzim, vitamin, mineral, hayati besin maddelerini iletir.

2004’deki temel juice formülüm: havuç, kereviz, pancar ve zencefil köküydü.

Havuçta yüksek vitamin A, alfa karoten, beta karoten bulunur. Bir porsiyon 236mllik havuç suyunda 45000iu vitamin A bulunur. Vitamin A karaciğer için iyidir ve karaciğer detoksunu sağlar. Ama vitamin A’yı sentetik formunda önermiyorum. Bir araştırmada sentetik vitamin A’yı kanser hastalarına verdiler ve hastalar daha kötüleşti. O yüzden havuç gibi tam bir besinden gelmelidir. Havuçta yüksek oranda vitamin B6, E, K, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, falavonoidler, karotenoidler, likopen ve lutein bulunur. Hepsi bir arada kanser hücrelerinin büyümesini engeller ve bağışıklık sisteminizi güçlendirirler. Karotenoidler ve vitamin A’nın kansere yol açan virüsler, kimyasallar ve radyasyona karşı kuvvetli bir koruması vardır. Havuçta ayrıca falkarinol adında antibakteriyel, antifungal, anti-inflamatuar, bağışıklık güçlendirici, anti-kanser özelliği gösteren bir madde vardır. Bu madde özellikle lösemi ve kolon kanserinde etkilidir. Falkarinol ayrıca kereviz, yabani havuç, maydanoz, kişniş ve ginsengde bulunur.

Pancar yüksek antioksidan değerine sahiptor, karotenoidler, likopen ve vitamin A yönünden zengindir. Proantosiyanidin (kırmızı rengi veren yüksek etkili antioksidan) ve betain (anti-inflamatuar)de bulunur. Pancar iyi bir vitamin C, folat, manganez ve potasyum kaynağıdır. Kan basıncını düşürür ve atletik performansı yükseltir.

Sakın şekeri yüksek olduğu için havuç ve pancardan çekinmeyin. Bunlar yüksek besin maddeli bedeninize kesinlikle almanız gereken anti-kanser yiyecekleridir.

Kereviz falkarinol, vitamin A, C, K, kalsiyum, potasyum, magnezyum ve değerli oranda diğer anti-kanser flavonoidlerinden anjiogenik (tümörlerde yeni damar oluşumunu önleyen) apigenin ve luteolin içerir. Araştırmalara göre apigenin kanser hücrelerini tekrar normale dönüştürür ve diğer hücreler gibi ölmelerine yol açar. Apigenin kemoterapi ilaçlarına karşı kanser hücrelerinin hassasiyetini artırır. Böylece kemo seçilirse, kereviz tüketerek daha fazla kanser hücresinin ölmesi sağlanabilir. Organik kerevizi endüstriyel olanı çok ağır pestisitlerle ilaçlandığı için tercih edilmelidir.

Biraz da şeker ve kanserle ilgili konuşalım. Evet şeker kanseri besler. Ancak bedeninizdeki her hücre şekerden beslenir, evet şekere ihtiyacınız var, ama sebze ve meyvelerden gelen doğal şekere! Ayrıştırılmış, rafine beyaz şeker ve mısır şurubu toksik, yapay ve sağlıksızdır. Havuç ve pancarın içerdikleri tüm anti-kanser besin maddelerinin faydası içerdiği şekerin kanser hücrelerini besleme ihtimalinin çok üstündedir. Dr. Max Gerson https://gerson.org/gerpress/ ve Dr. Rudolf Breuss
https:
//www.amazon.com/Breuss-Cancer-Cure-Rudolf/dp/0920470564

tarafından geliştirilmiş ünlü anti-kanser beslenmesi protokolünün yapı taşı havuç ve pancardır. Yani havuç ve pancar yiyerek kanser olmadınız! Juicing için markette sıkılmış pastörize edilmiş kaç günlük olduğu bilinmeyen sebze suları işe yaramaz, taze olması gerekir.

Organik ürünler aldığınızdan emin olun.

Endüstriyel tarım ürünlerinde pestisit, fungisit, herbisit ve kimyasal gübre artıkları bulunur. Bunların hepsi toksiktir. Zaten toksik yükümüzü hafifletmeye çalışıyoruz. Eğer organik ürün almaya gücünüz yetmiyorsa endüstriyel ürünleri alın. Hiç sebze ve meyve yememekten kesinlikle daha iyidir.

Zencefil kökü kuvvetli bir antioksidan, anti-inflamatuar olup, tümörleri küçültür ve tümörlere giden kan damarlarının oluşumunu bloklar. Zencefil zerdeçalın kuzenidir. Aynı etkileri gösterir ve sebze sularınıza ekleyebilirsiniz. Bunları sevmeseniz de ufak ufak alıştırarak içmeye çalışmalısınız.

Square One Juice Formülü:
-3-5 havuç
-1-2 kereviz sağı
-1-2 pancar yaprağı
-1 dilim zencefil kökü
-Dayanabildiğiniz miktarda zerdeçal
-¼ kabuğu soyulmuş limon veya yeşil limon
-½ elma
-1 diş sarımsak

Yapraklı yeşil sebzeleri bu juice içine fazla su çıkarmadıkları için koymadım. Onları daha çok salatalarda veya smoothie olarak tükettim. Gerson terapisinde yeşil yapraklı sebzelerin de suyu sıkılıyor. Norwalk
, omegajuicer http://www.omega-turkiye.com/ gibi bazı makinalar daha iyi bu konuda. Ben 300usdlık bir Champion Juicer
https://championjuicer.com/
kullandım. Kök sebzeler için harika ancak yeşil yapraklılar konusunda iyi değil. Norwalk juicer bu konuda en iyisidir. Parçalar ve bastırarak suyunu çıkarır. Fakat çok pahallıdır. 2500usd bir Norwalk’a vermek yerine Champion’da parçalayıp, posasını Samson Juice Press https://www.amazon.com/Welles-Peoples-Juice-Samson-Brands
/dp/B001ACDLX0

ile tekrar bastırarak suyunu çıkarabilirsiniz. Champion ve JuicePress birlikte kullanılarak yarım kilo havuçta Norwalk’tan 60ml daha fazla su çıkarıyor. İkisi birlikte yaklaşık 700Usd tutuyor.

2004’te sebze suyumu sıkarken bunu bilmediğim için sadece Champion Juicer makinamı kullandım. Her gün, kalkınca 64oz (1892ml) havuç suyu yaptım. Suyunu sıkıp makinayı temizlemek yaklaşık bir saatimi aldı. Erken kalkıp bunu öncelikle yapmalısınız. Havuç suyunu cam kavanozlarda buzdolabında taze olarak sakladım. Gittiğim yerlere yanımda götürdüm. Yaklaşık her saat başı ilaç niyetine 8ozluk (236ml) bir porsiyon havuç suyu içmelisiniz. Gerson terapide günde 13 bardak su içiliyor. Ben sadece 8 yaptım. Çok fazla havuç suyu sizi turuncuya döndürebilir. Ben de başımdan ayak parmağıma kadar turuncuydum. Kullanabileceğinizden fazla betakaroten aldığınızda bedeniniz bunu cildinizde depolar.

Havuç ve pancarı azalttığınızda bu da kaybolur. Gözleriniz sarıya dönerse karaciğeriniz hasta demektir. Yani sadece deriniz turunculaşacak, problem değil.

İyi bir ortalama juicer için Breville, Omega, Green Star gibi makinalara 300usd civarı harcamanız gerekir. 100usd civarındaki ucuz juicerların en iyisi tüketici raporlarına göre Juiceman JM8000 dir.
https://www.amazon.com/Juiceman-JM8000S-Juice-Extractor-

Stainless/dp/B00C7EO6QQ

Ayrıca kullanılmış 2.el juicer da alabilirsiniz. Ya da bir arkadaşınızdan kullanmadığı makinayı ödünç isteyebilirsiniz.

Gerson Havuç Elma Juice:
-Eşit miktarda havuç ve yeşil elma
-3 büyük havuç 1 elma eder

Gerson Yeşil Juice formülü:
-1/4 ila ½ baş kırmızı, yeşil romaine marulu
-2-3 yaprak hindiba
-2-3 yaprak pancar
-5-6 yaprak su teresi
-2-3 yaprak kırmızı lahana
-¼ yeşil dolmalık biber
-1-3 yaprak pazı
-1 Granny Smith elma (Gerson çekirdekleri çıkarın diyor ama ben eklemeyi seviyorum)

Breuss Juice Formülü:
-1 pancar
-1 havuç
-1 kereviz sapı
-½ patates
-1 turp

Şimdi size tam 4 tane formül verdim. Bunları dönüşümlü yapın. Hepsi harikadır. Kendi karışımlarınızı yaratabilirsiniz. Bazı günler sadece havuç suyu bile içtim. Şahaneydi. Birkaç tanıdığım kişi sadece havuç suyu içerek kanserlerini yendiler.
https://www.chrisbeatcancer.com/
aki arama bölümüne “Carrot Juice” (havuç suyu) yazarak okuyabilirsiniz. Sitemde röportajı olan arkadaşım Ann Cameron https://www.chrisbeatcancer.com
günde 40oz havuç suyu içerek 4. Seviye kanserini diyetini hiç değiştirmeden, hiçbir ek gıda takviyesi almadan 8 ayda yendi. Havuç suyu kesin yaptı diyemem ancak sonuçlar havuç suyunun anti-kanser potansiyelin gösteriyor.
Günde 1 bardak sebze suyu içmek elbette yeterli değil, bedeninize sebze suyu yüklemesi yapmanız gerekiyor. Eğer hiçbir şey yapamıyorsanız sadece günde 40oz (1182ml) organik havuç suyu için.

Juicelara ek olarak kendime dev bir anti-kanser salatası yaptım. Bunu her gün öğle ve akşam yemeğinde yedim. Basit tutacaksınız. Ne yiyeceğinizi düşünmeden, basitçe her gün aynı şeyi yiyeceksiniz, bir sürü juice içeceksiniz.

Bir araştırmada en iyi 10 anti-kanser sebzesi bulunmuş. Buna göre en güçlü anti-kanser sebzesi sarımsak. Kanser büyümesini beyin, meme, pankreas, akciğer, prostat, çocuk beyin kanseri ve mide kanserlerinde tamamen durdurduğu gözlemlenmiş. Aynı araştırmadaki en önemli ikinci anti-kanser sebzesi ise pırasa. Her ikisi de soğangillerden. İkinci tip anti-kanser sebzeleri ise turpgillerden brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, kale (karalahana türü), lahana, wasabi. Son iki en yüksek anti-kanser özelliği gösteren sebze ise ıspanak ve pancar. Hepsini her gün yemek anlamlı değil mi?

Ben başından itibaren her gün yüzde 100 çiğ ve organik beslenmeye başladım. Başta bir sürü çiğ beslenme yemek kitabı aldım, ancak bunlar çok fazla zaman gerektiriyordu ve az bir malzeme kullanılıyordu. Ben tüm sebzelerimi her gün yemek istediğim için her gün öğlen ve akşama aynı dev salatayı yaptım. Süreklilik için basit olması gerekiyordu. Batı tipi diyette en çok kullanılan sebze patatestir. Sadece patates tüketerek bir yıldan fazla sağlıklı yaşayabilirsiniz. Ancak kansere karşı bir özelliği yoktur.

Sadece tüm bu sebzeleri yiyerek normalde yüzde 1 anti-kanser özelliği gösteren batı diyetinizi yizde 100 anti-kanser etkisi gösteren bir diyete dönüştürüyorsunuz.

Araştırmada ayrıca kuşkonmaz, yeşil fasulyeler ve turp da anti-kanser özelliği hafife alınmayacak olarak bulunmuş.

Dev anti-kanser salatası:
Büyük bir kase
-Yeşillikler: kale, ıspanak, pazı, su teresi, roka
-Brokoli ve brokoli filizleri
-Karnabahar
-Kırmızı lahana
-Kırmızı soğan dilimleri
-Kırmızı, sarı ve yeşil kapya biber
-Badem, ceviz gibi kuruyemişler
-Filizlenmiş mercimek, nohut ve maç fasulyesi gibi bakliyatlar
-Avokado
-Mantar
-Fermente yiyecekler (sauerkraut beyaz lahana turşusu, kimchi)
-Elma sirkesi, limon suyu
-Yağ (1 kaşık soğuk sıkım extra virgin zeytinyağı, keten tohumu yağı)
-Anti-kanser baharatlar (kekik, sarımsak tozu, zerdeçal/köri tozu, kırmızı acı biber, karabiber, /ann-cameron-cured-her-cancer-with-carrot-juice/
Bragg organik baharat tozu https://www.amazon.com/Bragg-Organic-Sprinkle-Seasoning-
Ounces/dp/B000E5GFQE

Bu dev salatayı yemek zamanınızı alacak, fakat bunu sevmeyi öğreneceksiniz ve sizi doyuracak. Salata sevmeseniz bile 1-2 haftada tat alma duyunuz değişecek, hatta salatayı aşereceksiniz ve ona bayılacaksınız.
Fasulyelerde önemli anti-kanser maddeleri var. Bunlardan biri IP6. Fasulyeleri filizlendirmek enzimleri aktive ederek daha fazla besin maddelerinin açığa çıkmasını sağlar. Fasulyeleri filizlendirmeden de tüketebilirsiniz. Ancak filizlendirmek bir cam kavanoz ve tohum ile çok kolaydır.

Bir süper değerli besin de brokoli filizidir. Brokoliden çok daha fazla besin maddesi içerir. Turpgillerde indol-3-karbinol adında bağışıklık güçlendiren bir madde vardır. Brokoliyi çiğnediğinizde karaciğerinizi detokslayan sülforafan açığa çıkar. Brokoli filizinde, olgunlaşmış brokoliye göre yüzde 25 daha fazla sülforafan ve yüzde 100 daha fazla indol-3-karbinol vardır. Brokoli tohumunu aktarlardan alabilirsiniz. Çok yüksek değerlere sahip olduğundan günde 4 bardaktan fazla tüketmemelisiniz.

Mantarlar bağışıklık artırıcı ve iltihap giderici olup günlük tüketilirse belirgin anti-kanser etki gösterirler. Özellikle meme kanserlerinde. Her gün 1 bardak pişmiş beyaz düğme mantar yemek tükürükteki IG-A (bağışıklık sistemi antikoru) miktarını yüzde 50 artırır.

Yeşil çay ve mantar tüketen Asyalı kadınlarda Amerikalı kadınlara göre daha az meme kanseri gözlemlenmiştir. Mantarı çiğ yerine pişmiş olarak tüketmek çiğ mantarda bulunan agaritin adlı toksini parçalar.
Fermente yiyecekler sindirim sistemine faydalı bakteriler içerir. Geleneksel sauerkraut beyaz lahana turşusu, lahana, su ve tuz içerir. Yapması çok kolaydır. Sauerkrauta alternatif kimchidir (baharatlı soğanlı, sarımsaklı ve biberli sauerkrauta benzer geleneksel bir kore yemeği).

Elma sirkesinin pek çok şeye faydası olduğu söylenmektedir. İyi bir probiyotik, potasyum ve enzim kaynağıdır.
İleri seviye kanser hastalarının yağı iyi metabolize edemezler ve yağların gerçekte iyi olup olmadığı konusunda tartışmalar vardır. Ben her gün salatama yağları ekledim ve bana ihtiyacım olan ekstra kaloriyi sağladı. Biraz yağ sebzelerde bulunan yağda çözünen mineral ve vitaminlerin emilmesini sağlar. Gerson terapisinde sadece keten tohumu yağı kullanılır. Ancak zeytinyağı da anti-inflamatuardır.

Bu salatayı yemeyi her gün çok sevdim. Salatadaki her şey bedeninize kanseri yenmenizi sağlayacak ve sizi yeniden yapılandıracak.

Blender Salatası (Salata smoothiesi):
Tüm salata malzemelerini biraz suyla birlikte blenderdan geçirip sıvılaştırabilir ve içebilirsiniz.
İlk başta tadı garip gelebilir ama daha fazla elma sirkesi ve limon suyu koyunca tadı daha iyi oluyor. Tadı güzel olsun diye içmiyorsunuz zaten. Burnunuzu kapayıp içmeniz bile gerekse sadece için. Kendiniz için bunu yapın. Blenderdan geçmiş bu salatayı biraz ocakta ısıtıp çorba gibi de içebilirsiniz. Başta çiğ sebzeleri sindirmede sorun yaşarsanız tamamen pişirebilirsiniz de.

Eğer dev bir salata yemek sizde gaz ve şişkinliğe yol açıyorsa bunun sebebi incebarsak bakterisi fazla büyümesi olabilir. Yüksek lifli sebzelerle beslenince başta vücudunuzda bunları sindirecek bakteriler olmadığı için bedeniniz tepki verir. İyi barsak bakterileriniz kemo, antibiyotik ve ilaçlardan etkilenmiş ve çok azalmış olabilir. Ancak sadece birkaç haftalık bitkisel beslenme ile barsaklarınız iyileşmeye başlayacak ve bakteri seviyeniz tekrar yükselecek.

Gaz problem değil ancak çiğ beslenmeye geçince acılı kramplar yaşarsanız salatayı sıvılaştırıp, çorba gibi pişirmeniz gerekir. Pişirmek yiyecekleri parçalar ve sindirimini kolaylaştırır. Pişirmek besin değerini düşürmez. Ayrıca sindirim enzimi olarak salatayla birlikte HCl takviyesi almak sindirime yardımcı olabilir.

Kanserle savaşan sebzeleri her gün bedeninize almanın 3 yolu:
-Dev anti-kanser salatası
-Salata smoothie
-Çorba gibi pişmiş salata smoothie

Baharatlar:

Zencefil gibi zerdeçal en kuvvetli anti-kanser baharatıdır. İçerisinde kurkumin bulunur. Kurkumin kemik, meme, beyin, kolon, karaciğer, pankreas, mide, mesane, böbrek, prostat, yumurtalık, kanserlerinin, melanoma ve löseminin büyümesini durdurmasıyla bilinir. Tüm seviyelerdeki kanserleri durdurabilir. Kurkumin hücre mutasyonunu, tümör büyümesini, metastasları bloklar, direk kanser hücrelerini öldürürken sağlıklı hücrelere dokunmaz.

Ben içinde kurkumin, kişniş ve diğer baharatlar olan organik köri tozu ya da zerdeçalı 1 yemek kaşığı kadar tüm salatalarıma, pişmiş sebzelerime ve meyve smoothilerime koyuyorum. Karabiber zerdeçalın beden tarafından emilimini 2000 kat artırıyor. O yüzden yerken zerdeçalın üzerine biraz da karabiber ekleyin.

Kekik (oregano)’yu tüm salatalarıma koyuyorum. Kekik kuvvetli bir antioksidan, antimikrobiyal olup 1 tatlı kaşığında 2 bardak kırmızı üzüm kadar antioksidan vardır. Ayrıca anti-kanser flavanoid olan quercetin içerir. İyi bir vitamin K ve demir kaynağıdır.

Salatamda sarımsak da var. Zerdeçal ile birlikte harikalar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) her yetişkinin günde 1 diş sarımsak yemesini öneriyor. Ben eğer iyi olmak istiyorsanız en az günde 3 diş sarımsak öneriyorum. 1 diş sarımsağı alıp ince çentin ya da ezin, sonra su veya sebze suyuyla birlikte günde 3 defa yutun. Son zamanlarda siyah sarımsağın beyaz sarımsaktan daha kuvvetli olduğu bulundu. Onu da araştırabilirsiniz. Evet sarımsak çok tükettiğiniz için çok fena kokacaksınız ancak bunu etrafınızdakilere önceden anti-kanser diyetinizin bir parçası olduğu şeklinde açıklamanızda fayda var.

Kırmızı pul biber (cayenne pepper) anti-kanser maddesi olan bibere acılık veren capcaicin içerir. Capsaicin kanser hücrelerine ölmelerini söyler. Ne kadar acıysa o kadar iyidir.

Kimyon da anti-kanser için iyi bir baharattır. Benim doktorum her gün anti-kanser maddesi salisilik asit içerdiği için bir bebek aspirin almamı önermişti. Ben almadım. Meyve ve sebzelerde de salisilik asit bulunur. Bunlardan en yükseği kimyondur. Günde 1 çay kaşığı kimyon, 1 bebek aspirinine eşittir.
Kurşun ve diğer toksinleri barındırabileceği için tüm baharatlarınızı organik olarak seçmelisiniz.

*******************************************************************
Modül 4 – Anti-Kanser Diyeti Bölüm 2

Araştırmacılar karaciğer kanseri hücreleri üzerine 11 bilindik meyvenin suyunu damlatıyorlar. Muz ve greyfurt hücre büyümesini yüzde 40 kesiyor. Onların yarısı kadar bir doz kullanarak kırmızı üzüm, çilek ve elma yüzde 50 durduruyor. Kanser hücrelerinin büyümesini durdurmada en etkilisi ise ekşi meyvelerden limon ve cranberry, hem de çok daha düşük bir dozda kullanılmasına rağmen. Tek başına cranberry kanser büyümesini yüzde 85 durduruyor, hem de elmanın 1/3 dozuna.

Cranberry alırken organik almalısınız. Kurutulmuş olanlara şeker ve yağ eklenmiş oluyor. En iyi çözüm organik dondurularak kurutulmuş cranberry almanız ve smoothienize eklemeniz.
https://www.amazon.com/Organic-Freeze-Dried-Cranberry-
Powder-Lb/dp/B00GMU200A

Anti-Kanser Yeşil limonata:
-1 organik limon
-4 organik granny smith elma
Meyve suyu sıkacağınızda sıkın. Kabuklarını soyup çekirdeklerini çıkarmanız gerekmiyor. Bunlarda da anti-kanser maddeleri var.
Üzüm tarzı küçük sulu, taneli ve kabuksuz meyveler (berries) en güçlü anti-kanser gücüne sahip. Aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendiriyorlar. Bu meyveleri donmuş olarak ya da taze ve organik olarak her gün yemelisiniz.

2004 Smoothie:
-2 bardak donmuş organik berry
-1 muz
-Genç hindistancevizinin eti ve suyu
Hepsini blenderdan geçirin. Eğer hindistancevizi yoksa bir avuç dolusu badem ve cevizi biraz suyla blenderdan geçirin. Bu da size smoothieniz için süt bazı verecektir.
2 bardak berry, 1 muz ve hindistancevizi ya da kuruyemiş sütü kullanarak kendinize atıştırmalık boy bir smoothie yapabilirsiniz.
Öğün yerine geçecek dev bir smoothie yapmak isterseniz:

Dev Smoothie:
-3-4 bardak donmuş berry
-Bir avuç dolusu badem ve ceviz
-1-2 muz veya 5-10 hurma
-Birkaç avuç dolusu ıspanak veya kale

Smoothie ekstraları:
-2-8 oz Stockton Aloe Vera Gel
-1-2 yemek kaşığı keten tohumu, kenevir veya chia tohumu
-Goji, acai, mangosteen
-Moringa
-Matcha yeşil çay tozu
-Brokoli, karnabahar

Topraktan gelen tam ve bütün yiyecekleri koyduğunuz sürece istediklerimizi ekleyebilirsiniz. Bunu kahvaltı olarak içebilirsiniz.

Bir başka kahvaltı da yulaftır. Gerson terapi hastaları her sabah yulaf yerler. Organik olmasına dikkat ederek değişik formlarda yulaf yiyebilirsiniz. Üzerine blueberry, blackberry, raspberry, kayısı, incir, üzüm, muz ekleyerek yiyebilirsiniz. Tarçın ekleyerek antioksidan özelliğini artırın. Ayrıca keten tohumu, chia, kenevir tohumu, kabak çekirdeği, badem, ceviz de daha fazla kalori için ekleyebilirsiniz. Eğer meyveniz yoksa hurma şekeri veya pekmez ile tatlandırabilirsiniz. Pekmez demir, potasyum gibi minerallerden çok zengindir.
Bir başka zengin meyve de amladır. Bektaşi üzümü (gooseberry) olarak geçer. Yüzyıllardır Hindistanda ayurveda da kullanılır. Dünyadaki herhangi bir meyveden daha fazla antioksidan bulundurur. Yaklaşık blueberryden 200kat fazla antioksidan değeri vardır. Amla ikinci en yüksek Vitamin C konsantrasyonuna sahiptir. En fazla vitamin C olan meyve kamu kamu (Camu camu) meyvesidir. Bedenimiz radyasyon, çevresel toksik kimyasallara maruz kaldığımızda ve hücre reaksiyonları sonucunda serbest radikaller üretir. Serbest radikaller başka hücrelere zarar verebilir ve kanesr hücrelerinin mutasyonuna yol açabilir. Kanserli tümörler de bedende serbest radikal üretir. Kemo ve radyasyon terapisi ve mega dozlarda serbest radikal üretir, ve bu da bedendeki antioksidanları hızla tüketir. Antioksidanlar bu serbest radikalleri yokeder. Kanser hastalarının vitamin C’ye ihtiyacı vardır.

Bir araştırmada amla meyvesi mevcut pek çok kanser türünü öldürmüş, çoğalmalarını yüzde 50 azaltmış, yayılmalarını durdurmuş. Bir başka araştırmada ¾ çay kaşığı amla tozunun diyabet hastalarında yüksek kan şekerini düşürmek için kullandıkları Glyburide ilacından daha etkili olduğu bulunmuş. Ayrıca kötü kolesterole de iyi gelmektedir. Amla tozunu günde çeyrek çay kaşığından başlayarak günde 3 kez su, sebze suyu ya da smoothiede tüketin.

Günlük Anti-kanser Rutinim:
-Güne 16-21oz (470ml-620ml) filtre su içerek başlıyorum. Su hidrasyon sağlar ve barsakları çalıştırmaya başlar. Suyuma amla, moringa, yeşillik tozları, limon suyu eklerim. Genelde yeşil çay ya da hibiskus çayını geceden suda bekletirim.

-Sırada 10-20dklık sabah egzersizim var. Yürüme, jogging, bisiklete binmek, trambolinde zıplamak, yoga, şınav çekmek, egzersiz dvdsi ne yaparsanız. Kanınızı pompalamaya başlayın, lenf sistemini harekete geçirin. Biraz terleyin. Duş alın.

-30dakika kendinizi olumlamalar yaptığınız, dua ettiğiniz, dini okumalar yaptığınız ruhani bir zaman ayırın.

-Sonra günlük 64oz (1892ml) sebze suyumu hazırlarım. 8 porsiyon 8 oz (236ml) olarak gün boyunca içerim.

-Çoğu zaman kahvaltıyı atlayarak sebze suyuyla günüme başlarım.

-Daha sonra öğleden önce yeşil elma, greyfurt gibi ekşi bir meyve yerim. Meyve tatlı diye çekinmeyin. Meyve harikadır. Ananas, kavun, karpuz, portakal, kiwi ne bulursanız keyifle yiyin. Çok fazla meyve yemekten kanser olmadınız. Kahvaltıda daha fazla kaloriye ihtiyacınız varsa organik yulaf yiyin.

-Öğlen yemeğinde dev sebze salatası var.

-Meyve smoothiesi harika bir öğleden sonrası atıştırmalığıdır. Kahvaltı yerine de geçebilir.
Kanseriniz varsa her günü iki dev salata yemeniz çok faydalı olacaktır. Öğünler arasında acıkırsanız o zaman daha fazla miktarda yemeniz gerek demektir. Arada badem, ceviz, bir elma, bir kaç portakal, birkaç hurma veya incir tüketebilirsiniz. Meyvedeki şekerden çekinmeyin, meyve iyidir.

-Her öğlen ve akşam yemeği 15-20dk öncesinde ufak terletmeyen bir egzersiz sıkıştırın. Trambolinde yaylanma, yürüme, jogging, yoga vb. rutininize ekleyin.

-Akşam yemeğinden önce veya sonra, yada hem önce hem sonrasında hareket edin. Akşam yemeği de dev bir salata.

Ben ilk 90 günlük protokolüm boyunca yüzde 100 çiğ meyve ve sebze tükettim. Bunu sularını sıkarak, dev salatalar yiyerek ve meyve smoothieleri içerek yaptım.

Eğer kilo fazlanız varsa çiğ beslenme diyetiyle kilo verirsiniz. Kilo fazlanız varsa yağlar yüksek kalorili olduğu için minimum tutmalısınız. Eğer kilonuz azsa ilk 90 günden sonra benim gibi pişmiş sebzeleri diyetinize katabilirsiniz. Yüzde 100 çiğ kalamasanız bile yüzde 100 bitkisel kalmalısınız.

Eklediğim pişmiş sebzeler tatlı patates, esmer pirinç, kinoa, mercimek. Sonra daha yüksek antioksidan seviyesi olan siyah pirinç ve kırmızı pirinci keşfettim. Tüm fasulyeler harikadır. Kızartma ve yağda pişirmeden haşlayarak ya da buharda hangi sebzeyi isterseniz tüketebilirsiniz. Fırında pişirmek de uygun.

Diyetisyenim diyetime yabani yakalanmış Alaska Somon balığı etini ya da organik kuzu etini haftada birkaç porsiyon olarak eklememi önerdi. Dünyada en sağlıklı yerel popülasyonların hepsi yüzde 95 oranında bitkisel bir diyetle besleniyorlar. Sadece yüzde 5 hayvansal protein yiyorlar.

Kilo vermek istiyorsanız:
-Sabah sebze suyunuzu sıkın
-Öğlen ve akşam için dev salatalar yiyin
-Meyve veya meyve smoothiesi atıştırın

Kilo almak istiyorsanız:
-Kahvaltıda yulaf yiyin
-Öğlen yemeğinde dev salata yiyin
-meyve smoothiesi atıştırın
-Akşam yemeği olarak dev bir salata ve pirinç, fasulye, mercimek, tatlı patates gibi pişmiş sebzeler yiyin.

Her gün 15-20 porsiyon sebze ve meyve yiyerek bedeninize yüksek dozda besin verirsiniz.

Belki bir sürü tedavi denediniz ama hiçbir şey denemek için geç değildir.

Hayvansal proteini, et, süt, hayvandan gelen herhangi bir parça tüketmeyi ilk iyileşme fazı olan 90 gün boyunca durumunuza göre belki birkaç yıl boyunca modül 3de anlattığım sebeplerden dolayı önermiyorum… Haftada birkaç porsiyon hayvansal protein tüketirken, bunda eti seçecek olursanız organik, doğal yetiştirilmiş olmalıdır. Denizdeki radyoaktif atıkların birikimi olduğu için kabuklu deniz canlıları tüketmemelisiniz. Besin zincirinde yukarıda olan balıkları yediğinizde civa, radyoaktif atıklar ve ağır metaller daha fazla balık etinde birikir. Ton balığından yüksek oranda civa bulunur. 2011 Fukushima nükleer santralinden 300ton nükleer atık deniz suyuna karışmış. Japonya, Kaliforniya arasında göç eden bu tunalarda 10 kat daha fazla radyoaktif madde bulunmuş. Fukushima sonrasında hava, su ve sütte 10 kat daha fazla radyoaktif iyot bulunmuş. Karides, yengeç ve ıstakozda da yüksek radyoaktif elementler bulunur. Bir araştırmada salmonella ve e-koli organik hindi kıymasında bulunmuş. Diğer bir şey, amerikada satılan antibiyotiklerin yüzde 80’i yiyecek amaçlı yetiştirilen hayvanlarda kullanılıyor. Her yıl yaklaşık 15 milyon kg antibiyotik kullanılıyor. Bu insanlarda kullanılanın 4 katı. Tüm bunlardan kurtulmak için fabrikasyon üretim yapan çiftlik hayvanı etini tüketmeyin. Kıyma yapılmış ette yüksek oranda bakteri bulunur ve pişse bile bakteriler toksin salgılamaya devam eder ve bu da ani bir iltihap yaratır.

Et tüketecekseniz, yaylada otlayan, organik yetiştirilmiş bildiğiniz hayvanların etini tercih etmelisiniz. Kıyma, az pişmiş et bakteriler açısından tehlikeli olduğu için tüketmemelisiniz. Fazla pişmiş ette de kansere yol açan maddeler oluşur, tüketmemelisiniz. Barbeküden uzak durun. Eti pişirmeden önce soğan, sarımsak, ot ve baharatlarla marine etmek kansere yol açan maddeleri azaltır. Haftada bir iki porsiyondan fazla yemeyin. Eti ne kadar çok tüketirseniz o kadar fazla hastalık riskiniz olur. Kanseriniz varsa hayvansal ürünleri yemeyi durdurun. Kanseri önlemek istiyorsanız daha az et yiyin. Haftada birkaç kere veya daha az iyi bir miktardır.

*******************************************************************

Modül 5 – Bedeninizi ve Çevrenizi nasıl detokslayacaksınız?

Chris bu modülde bedeninizi bitkisel gıdalarla temizlemeyi anlatıyor. Ayrıca evinizde ve bedeninizin etkileşimde bulunduğu tüm ortamlarda kimyasallardan arınmanın yollarını anlatıyor. Bu konuda Türkçe kitap olarak benim yazdığım “Doğal Annelik Yolunda”
http://www.dr.com.tr
/Kitap/Dogal-Annelik-Yolunda-Dogum-ve-Hamilelik/Basak-Pirtini/Egitim-Basvuru/Aile-
Cocuk/Aile-Cocuk-/urunno=0001729866001

kitabımdaki detoks kısmını okuyabilirsiniz. Ayrıca “Ekolojik Yaşam Rehberi” ve çeşitli başka kitapları da inceleyebilirsiniz.

*******************************************************************

Modül 6 – Stresi nasıl yokedeceksiniz ve kalbinizi nasıl şifalandıracaksınız
Chris bu bölümde strese yol açan ilişkilerden uzak durmayı, strese yol açan işinize bir süreliğine ara vermenizi veya stres bitmiyorsa işinizi değiştirmenizi öneriyor. Sonuçta ilk önce kendi sağlığınıza yatırım yapmanız her şeyden önemli diyor. İş, başarı sonra halledilebilecek konular arasında yer alıyor. Kalbinizi şifalandırmak için de mutlaka etrafınızdaki kişileri ve en önemlisi başta kendinizi affetmenizi temenni ediyor. Bu konuda hepimizin hasta olan ya da olmayan herkesin mutlaka çalışması gerekiyor. Siz de tek başınıza yapamıyorsanız yardım isteyebilir, çeşitli uzmanlarla görüşebilirsiniz. Bu konuda Duygu Şifresi uyku için güneş battıktan en geç 2 saat sonra uyumalısınız.

Melatonin en iyi vitamin C’den bile daha etkilidir.

Oda sıcaklığı serin olmalı. Çok sıcak ya da çok soğuk da uyandırır. Sık sık uyanmak iyileşme sürecini yavaşlatır.

Perdeler tam karanlık olmalı. Dışarıdan ışık içeriye girmemeli. Yatak odanız serin, sessiz ve karanlık bir mağara gibi olmalı. Karanlık için uyku maskesi de takabilirsiniz.
Sabah kalkma saati güneş ışığıyla uyanmak en iyidir. Ancak karanlıksa perdelerden dolayı o zaman sun light alarm yani güneş doğuşunu taklit eden yavaşça ışığını kademeli artıran bir alarm saati almayı düşünebilirsiniz.
Gün içinde ufak kestirmek gelirse içinizden 10-15 dk, hatta 2 saat her zaman yapın. Bedeninizi dinleyin.

DİNLENME: Haftada bir gün dinlenin. Bedeninizin yenilenmesine, iyileşmesine izin verin. İnternete girmeyin, işe gitmeyin ailenizle birlikte dinlenerek vakit geçirin.
*******************************
Bir e-postasında Chris oldukça ilham verici bir video paylaşıyor.
Videoda üniversiteler arası koşu yarışmasında bir atletin ayağının takılıp düştüğünü ve yarışa nasıl devam ettiğini izleyebilirsiniz. Nasıl başladığınız önemli değil, yol boyunca neler olduğu önemli… Ancak en önemlisi nasıl bitirdiğiniz. O yüzden asla pes etmeyin. Bu klip o kadar güzel ki her sabah güne iyi başlamak için izleyebilirsiniz. Ne zaman kötü hissederseniz tekrar izleyin.
MODÜL 9 – Kanseri tedavi eden bitkiler, çaylar ve gıda takviyeleri

Kanserimi iyileştirirken hiçbir ilaç kullanmadım o yüzden eğer bir ilaç kullanıyorsanız burada anlatılanların üstüne kendi araştırmanızı yapmanızı öneririm. Bazı kullanılan takviyeler ilaçlarla birlikte yan etki gösterebilir.

-Aloe Vera jeli içmek bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Tümör oluşumunu durdurur. Stocton Aloe iyi bir marka, donmuş olarka geliyor. 1-8 oz sağlıklıysanız, 24oz a kadar kanseriniz varsa tüketebilirsiniz. www.aloe1.com

-Amla, indian gooseberry: Dünyanın en yüksek antioksidan meyvesi. Organik toz amla olarak alın. ¼ çaykaşığı su, juice veya smoothie ile günlük.

-Kayısı çekirdeği: B17 içeriyor. 1-2 çekirdek her 5kg (10lbs) ağırlık için günlük olarak. 75kg (150lbs) bir kişi güne 15-30 çekirdek tüketebilir. Bazı kanser hastaları bundan çok çok daha fazla tüketiyor. Googleda bakarsanız bazı web siteleri sizi çekirdek içinde bulunan siyanür ile korkutmaya çalışıyor. Fakat bundan çok fazla yiyip ölen kimseyi duymadım.

Gelişmiş doz: 3-4 çekirdek her 5kg (10lbs) ağırlık için günlük olarak. 75kg (150lbs) bir kişi güne 45-60 çekirdek tüketebilir.

Günde 5-6 çekirdek ile başlayıp yukarı doğru çıkmanızı öneriyorum. Yemekle birlikte veya sonra yiyebilirsiniz. Farketmez. Çok acılar tükürmek isteyeceksiniz. Sadece çiğneyip yutun. Bazıları meyve suyu ile birlikte alıyorlar. Blenderdan geçirip smoothiye koyanlar da var. Ben tadına alıştım. Sadece 7-10 tane günde alıyorum. Hepsini bir anda yerseniz karnınız ağrıyabilir. O zaman ya aç karnına yemeyin, ya da azaltın.
[img"title="http://basakpirtini.blogspot.com.tr/p/duygu-sifresi-seans.htmlhttp://basakpirtini.blogspot.com.tr/p/duygu-sifresi-seans.html
seansları ile kalbinizi ve bedeninizi şifalandıran çalışmalar yapabilirsiniz.

*******************************************************************

Modül 7 – Spiritüel şifalanma
Chris bu modülde şifalanmanın en önemli kısımlarından birisinin de kendimizden büyük bir güce her şeyin iyi olacağına inanmak olduğunu anlatıyor. Kendisinin kanseri yenmesinde ve şifalanma sürecinde büyük güce teslim olduğunu ve inandığı dinden büyük ilhamlar aldığını anlatıyor.

*******************************************************************

MODÜL 8 – EGZERSİZ VE DİNLENME İLE İYİLEŞMEYİ AKTİVE ETMEK

EGZERSİZ:

Her gün hareket etmelisiniz. Yüksek masa, koşma bandına monte edilmiş çalışma masaları gibi alternatifler bile var.

Marketteki park alanının en uzağına park edin, zorunlu hareket edersiniz. Asansör yerine merdivenleri kullanın.
En iyi egzersizlerden biri ve lenf kanallarını açan şey rebounding yani trambolinde zıplamaktır.

Tüm gün oturmak yeni uyuşturucu diye adlandırılıyor doktorlarca. Çok aşırı yormayan güzel bir egzersiz her gün 30dk kadar yapılmalı. Gün boyunca harekete devam edilecek. yoga, hafif koşma, yürüyüş yemeklerden önce 15-20dk yapılabilir. Aşırı egzersiz yapmayın, iyileşme sürecini kasları iyileştirmeye harcayacağı için yavaşlatır. Maraton, vücut geliştirme gibi egzersizler yapmayın.

UYKU:

Gece 8-10 saat uyku için güneş battıktan en geç 2 saat sonra uyumalısınız.

Melatonin en iyi vitamin C’den bile daha etkilidir.

Oda sıcaklığı serin olmalı. Çok sıcak ya da çok soğuk da uyandırır. Sık sık uyanmak iyileşme sürecini yavaşlatır.

Perdeler tam karanlık olmalı. Dışarıdan ışık içeriye girmemeli. Yatak odanız serin, sessiz ve karanlık bir mağara gibi olmalı. Karanlık için uyku maskesi de takabilirsiniz.
Sabah kalkma saati güneş ışığıyla uyanmak en iyidir. Ancak karanlıksa perdelerden dolayı o zaman sun light alarm yani güneş doğuşunu taklit eden yavaşça ışığını kademeli artıran bir alarm saati almayı düşünebilirsiniz.
Gün içinde ufak kestirmek gelirse içinizden 10-15 dk, hatta 2 saat her zaman yapın. Bedeninizi dinleyin.

DİNLENME: Haftada bir gün dinlenin. Bedeninizin yenilenmesine, iyileşmesine izin verin. İnternete girmeyin, işe gitmeyin ailenizle birlikte dinlenerek vakit geçirin.
*******************************
Bir e-postasında Chris oldukça ilham verici bir video paylaşıyor.
Videoda üniversiteler arası koşu yarışmasında bir atletin ayağının takılıp düştüğünü ve yarışa nasıl devam ettiğini izleyebilirsiniz. Nasıl başladığınız önemli değil, yol boyunca neler olduğu önemli… Ancak en önemlisi nasıl bitirdiğiniz. O yüzden asla pes etmeyin. Bu klip o kadar güzel ki her sabah güne iyi başlamak için izleyebilirsiniz. Ne zaman kötü hissederseniz tekrar izleyin.
MODÜL 9 – Kanseri tedavi eden bitkiler, çaylar ve gıda takviyeleri

Kanserimi iyileştirirken hiçbir ilaç kullanmadım o yüzden eğer bir ilaç kullanıyorsanız burada anlatılanların üstüne kendi araştırmanızı yapmanızı öneririm. Bazı kullanılan takviyeler ilaçlarla birlikte yan etki gösterebilir.

-Aloe Vera jeli içmek bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Tümör oluşumunu durdurur. Stocton Aloe iyi bir marka, donmuş olarka geliyor. 1-8 oz sağlıklıysanız, 24oz a kadar kanseriniz varsa tüketebilirsiniz. www.aloe1.com

-Amla, indian gooseberry: Dünyanın en yüksek antioksidan meyvesi. Organik toz amla olarak alın. ¼ çaykaşığı su, juice veya smoothie ile günlük.

-Kayısı çekirdeği: B17 içeriyor. 1-2 çekirdek her 5kg (10lbs) ağırlık için günlük olarak. 75kg (150lbs) bir kişi güne 15-30 çekirdek tüketebilir. Bazı kanser hastaları bundan çok çok daha fazla tüketiyor. Googleda bakarsanız bazı web siteleri sizi çekirdek içinde bulunan siyanür ile korkutmaya çalışıyor. Fakat bundan çok fazla yiyip ölen kimseyi duymadım.

Gelişmiş doz: 3-4 çekirdek her 5kg (10lbs) ağırlık için günlük olarak. 75kg (150lbs) bir kişi güne 45-60 çekirdek tüketebilir.

Günde 5-6 çekirdek ile başlayıp yukarı doğru çıkmanızı öneriyorum. Yemekle birlikte veya sonra yiyebilirsiniz. Farketmez. Çok acılar tükürmek isteyeceksiniz. Sadece çiğneyip yutun. Bazıları meyve suyu ile birlikte alıyorlar. Blenderdan geçirip smoothiye koyanlar da var. Ben tadına alıştım. Sadece 7-10 tane günde alıyorum. Hepsini bir anda yerseniz karnınız ağrıyabilir. O zaman ya aç karnına yemeyin, ya da azaltın.
[img">https://www.apricotpower.com/[/img]
kapsül halinde de var)

-Moringa: Dünyadaki en besleyici yoğunluğa sahip bitkilerden biri. Havuçtan 10 kat daha fazla Vitamin A, sütten 17 kat daha fazla kalsiyum, muzdan 15 kat daha fazla potasyum, ıspanaktan 25 kat daha fazla demir, yoğurttan 9 kat daha fazla protein içeriyor. Tüm başlıca aminoasitleri içeriyor, inanımlaz bir süper yiyecek. Amazonda organik moringa tozu alıyorum. [url=https://www.amazon.com/Organic-Veda-Certified-Moringa-Powder/dp/B009KBG8X8]https://www.amazon.com/Organic-Veda-Certified-Moringa-Powder/dp/B009KBG8X8
½ çaykaşığı su, juice, smoothielere ekliyorum. Çorbalara da koyabilirsiniz. Ben her sabah suyuma moringa, sebze tozu ve ¼ çaykaşığı amla ekleyerek içiyorum.

-Yeşillik tozu: Yeşilliklerin ve yeşil tahıl filizlerinin suyunun sıkılıp sonrasında kurutularak toz haline getirilmiş hali. Barley greens, Barley max, Garden of life perfect food…
https://www.amazon.com/Garden-Life-Perfect-Organic-Green/dp
/B00H4I268U

Bunlar arasında dönüşümlü olarak kullandım. Her sabah havuç suyunun yanında sebze sularımı sıkmak yerine bir kaşık sebze tozu koymak daha kolay geliyordu.

-Beta Glucan: Arpa, yulaf, mantar ve mayada bulunan bir polisakariddir. Üzerine 14bin araştırma PubMed’de bulunmaktadır. Virüs, bakteri ve kanser hücresi gibi istilacılara karşı bağışıklık sisteminizi uyarır. Her gün 500mg 25kg (50lbs) vücut ağırlığı için alınabilir. 75 kg (150lbs) bir kişi günde 3 adet almalıdır. Bu maksimum etkili dozdur. Transfer Point Beta-1 3D Glucan markası
https://www.betterwayhealth.com/
-Çörek otu tohumu yağı: İçeriğinde 100’den fazla madde bulunur. Aminoasitler, esansiyel yağlar, beta karoten, kalsiyum, demir, potasyum ve yüksek antioksidan değerli thymoquinone (TQ). Bağışıklık sistemini uyarır. Çörek otu tohumu yağı meme, kolon, akciğer, deri, esofagus, pankreas, yumurtalık, gırtlak, lösemi gibi bir ok kanser türünün çoğalmasını, metastas etmesini, yeni damar oluşumunu durdurmaktadır, ve kanser hücrelerinin kendilerini yoketmesine sebep olmaktadır. Öyle kuvvetli bir etkisi vardır ki bir makalede thymoquinone’un kanser tedavisinde potansiyel bir ilaç olarak kullanılabileceğinden bahsediliyor. Çörek otu tohumu konusunda uzman Dr. Roby Mitchell günde 2 kere, 2 yemek kaşığı siyah çörek otu tohumu yağının, 2 yemek kaşığı öğütülmüş siyah çörek otu tohumu ile birlikte tüketilmesini öneriyor. Dr.Fitt Blach Seed Oil http://drfitt.com/
Amazing Herbs Black Seed Oilhttps://www.amazon.com/ Kuvvetli bir tadı olduğu için meyve suyu ya da su ile birlikte tüketilebilirsiniz.
Kuvvetli bir tadı olduğu için meyve suyu ya da su ile birlikte tüketilebilirsiniz.

-Colloidal Silver, kolloidal gümüş suyu: Doğal bir antibiyotiktir. İkinci bağışıklık sistemi olarak tanımlanmaktadır. İkincil enfeksiyonlardan korur. Her gün birkaç oz, birkaç kere için. Bedendeki kötü bakteriyi temizlemede ve detoksta işe yarıyor. Kolloidal gümüş suyunu ağız çalkalama suyu, boğaz ağrılarında, sinüs yıkamada, jel formunda deri enfeksiyonlarında, yanıklarda deri bandajlarında kullanılır.

-Zerdeçal ve Curcumin: Süper mega, anti-kanser baharatıdır. Curcumin zerdeçal içerisindeki aktif maddedir. Bedeninize mümkün olduğunca zerdeçal almaya çalışın. Suyunu sıkın, dayanabildiğiniz kadar sebze suyunuza koyun, yemeklerinize ekleyin. amazon.com’dan organik zerdeçal tozu alın. Ek takviyeler söz konusu olunca vit D yanında curcumin en önemlisidir. Curcumin anti-inflamatuar olarak, kanser hücrelerinin bölünmesini durdurarak, tümörlerin yayılmasını ve yeni kan damaları oluşturmasını önleyerek ve kanser hücrelerinin kendilerini öldürmelerine yol açarak anti-kanser özellikleri gösterir. Kemo alırken curcumin almanın aynı çörek otu tohumu yağında olduğu gibi kemoterapi ilaçlarının etkisin artırdığı ve toksik etkisini azalttığı bir araştırmada bulgulanmış. Meriva, Longvida
https://www.amazon.com/Longvida-Optimised-Curcumin-500-bioavailable/dp/B01NCTQFL8/ref=sr_1_1_sspa?s=hpc&ie=UTF8&qid=1506031778&sr=1-1-spons&keywords=longvida+curcumin&psc=1

Curcumin hakkında rekabet eden çok ürün var. Curcumin C3 kompleksi hakkında en çok araştırma yapılmış. Bunun en iyi markası Bosmeric-SR
https://www.amazon.com/BOSMERIC-SR%C2%AE-Boswellin-BioPerine-Gingerols-Inflammatory/dp/B074PC3LN1/ref=sr_1_1_s_it?s=hpc&ie=UTF8&qid=1506032027&sr=1-1&keywords=bosmeric-sr
Bosmeric-SR geliştirilmiş dozu 2 kapsül, günde 3 kerehttps://www.betterwayhealth.com/"title=" https://www.betterwayhealth.com/"> https://www.betterwayhealth.com/
-Vitamin D3: bir numaralı anti-kanser vitaminidir. Optimal Vit D3 seviyesi kanser önlemek için 40-60ng/ml olmalı. Pek çok kanser görülen kişinin kanındaki Vit D seviyesi 10-40ng/ml. Bazı Kanser uzmanlarına göre 60-80ng/ml en ideal oran. En iyi vitamin D kaynağı güneş ışığı. Ancak bunu çoğu zaman alamıyoruz. K2 ekleyerek vit D3 emilimini artırabilirsiniz. Bazı takviyelerde bunu birlikte görebilirsiniz. Ancak araştırmalar her zaman K2’nin gerekli olmadığını, D3’ün jel kapsül, sıvı damla ya da oral sprey olarak kolayca emildiğini gösteriyor. Kanınıza baktırın, D3 oranınıza göre 5000-10000iu günlük almanız ve kandaki oranını 60ng/ml üzerine çıkarmanız gerekebilir. 30-60 gün içinde tekrar test yaparak, Vit D3 alım dozunuzu tekrar ayarlayın.

-Vitamin C: 2004’te damar içi yüksek doz vit C almıştım. Her iki saatte bir 40gr. Araştırmalar kan için Vit C’nin kanser hücrelerini seçerek öldürdüğünü gösteriyor. Kemo ile birlikte yüksek doz kan içi Vit C alındığında kemoterapi ile kanser hücrelerini öldürdüğünü ve toksik etkilerini azalttığı bir araştırmada bulunmuş. Bu konuda daha fazla okumak için googleda Kansas Üniversitesi Vitamin C Protokolünü (University of Kansas Vitamin C Protocol) ve Riordan IVC’yi okuyun. Ben amla ile de yüksek dozda vitamin C alıyordum.
Bir başka yöntem de oral olarak artan dozlarda vitamin C, saf askorbik asit almak. Her gün doz artırılarak ishal olma noktasına geliniyor. İshal olunca yüzde 20 azaltarak her gün yeni dozu almaya devam ediyorsunuz. Mesela günde 30gr alarak ishale ulaştıysanız o zaman günde 24gr alarak devam ediyorsunuz. Vitamin C ile ilgili enteresan bir bilgi, ne kadar hastaysanız o kadar fazla vitamin C vücudunuz tarafından emiliyor.
Sağlıklı bir kişi günde 15-20gr Vitamin C’ye tolere edebiliyor, sonrasında ishal başlıyor. Hasta birisi günde 60-80gr a kadar çıkabiliyor. Daha fazla bilgi için googleda yüksek doz vitamin C kanser protokolünü (high dose oral vitamin C protocol ve cancer) araştırın.
[url=http://www.basakpirtini.com/]http://www.basakpirtini.com/[


Fotoğraf Galerisi



computer Haber Sitelerine Özel, Hızlı Güvenli Server - Bilgi için Tıklayınız

Bu haber 30/11/2017 tarihinde eklenmiştir.

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
captcha
 
Authors