disscuss print

Kurumsal Şirketlere Kurumsal Hosting - Bilgi ve sipariş için Tıklayınız...

-Yörük’ süz dağı ben neyleyim, bu dağları, ben Yörük’le kazandım.

-Yörük’ süz dağı ben neyleyim, bu dağları, ben Yörük’le kazandım._resim
Türkler, yaylacı ve hayvancı bir kimliğe sahiptir. Anadolu’nun fiziki coğrafyası yaylacılığa müsaittir. Batının dilinde yayla kelimesi ve yaylacılık yoktur. Onlar yaylaya, kamp yeri derler. Sadece eğlenmek ve dinlenmek için giderler. Sahillerde, yüksek dağlık ve doğal güzellikleri olan yerlerde kamp kurarlar. Bazı araştırmacıların, göçerin kültürü, uygarlığı yoktur demeleri, Yörükleri kapsamamalıdır. Orta Asya’dan gelen tarihi süreçte, Hun, Göktürk ve Uygurlar yayla hayatını Selçuklu ve Osmanlı’ya taşımış, devam ettirmiştir. Halk ozanları şiirlerinde, Türkmen kızları halılarında, kilimlerinde, yaşmaklarında, mendillerinde, çiçeği, kuşu, ilmik ilmik, motif motif bezemiş, uygarlık ve kültürlerini günümüze taşımıştır.

Yörükler hayvancılıkla uğraşan, ama bu uğraşlarını çağın koşullarına uyduramadıkları için, vazgeçmek zorunda kalan göçebe topluluklardır. Yörükler, sahip oldukları hayvanlarını, daima taze otlak ve uygun iklim koşullarında bulundurmak zorundadırlar. Bu nedenle yayla ve kışlak arasında gidip gelirler. Yörede Yörüklerin bir kısmı, Eğridir Gölü ile Beyşehir Gölü arasında uzanan, yeni adı Güllüce olan, 2980 rakamlı Anamas dağlarındadır. Karakoyunlu, Akkoyunlu, Karakeçili, Sarıkeçili, Sarıabalı, Honamlı, Hayta, Kosaltı, Ötkünlüler, Çoşlular gibi Yörük aşiretleri, yazlarını buralarda geçirirler. Bu aşiretler kışı, Antalya’nın Serik ilçesine bağlı köylerde geçirmektedirler. Manavgat‘ta sahile yerleşip, göçebe hayattan vazgeçen Yörüklerin, her yıl 5-10 çadırı (genellikle bir çadır, bir aile demektir) yaylaya çıkmaktan vazgeçmektedir.
Yörük Kimdir?
Kısa tanımıyla, geçimini tamamen hayvancılıkla karşılayan, kışı sahillerde, sıcak yerlerde geçiren, yazları yaylanın yolunu tutan, konar-göçer Türk topluluklarına Yörük denir. Oğuz boyları üzerine araştırmaları bulunan Prof. Dr. Faruk Sümer;
‘’Türk, Türkmen, Yörük, Kızılbaş, (Alevi), Tahtacı adları ile vasıflanan topluluklar arasında kavmi hiçbir fark olmayıp hepsi Oğuz (Türkmen) kavminin torunlarıdır’’ , der.
Toplumsal yaşamlarını aşiret şeklinde sürdüren bu topluluklar, eski kaynaklarda, göçer Türkmen-Tatar, Göçer evli Türk ve Yörük olarak anılır. XVII. yy.dan başlayarak, Anadolu’nun çeşitli yerlerine dağılan bu göçebe aşiretlerden, köy ve kasabalara yerleşenlere Türkmen, geleneksel göçebe yaşamını sürdürenlere Yörük denir. Aynı yerde durmayarak, sürekli yer değiştiren bu aşiretlere, eskiden konuşulan Türkçede ki Yörümek, bu gün ise Yürümek kelimesinden türetilen Yörük adı verildi. Türkiye’nin bazı yerlerinde Yörüklere Yürük de denir.

Onlar, kendi dünyalarını sırtlarında taşıyanlardır. Ne belirli bir yaylakları, ne de belirli bir kışlakları vardır. Yurtları, yaz, kış çadırlarını kondurdukları yerlerdir. Mezarlıkları bile yoktur. Ölüm nerede yakalarsa o dağ başı, mezar olur. X. ve XI. y.yıldan bu yana Orta Asya’dan gelip Anadolu’ya yerleşen Müslüman Oğuz boylarının bir kısmı, beylik ve soyluluğun göçebelik ve Türkmenlikte olduğuna inanırlar. Şehirlere yerleşenlerin ili ve boyları belli olmaz diye, yerleşmeyi kabul etmeyip, göçebelikte karar kılmışlardır. Yerleşik ve yarı göçebe Türkmenlerden, kendilerini ayırt etmek için, Yörük adını almışlardır. Yörükler, biz Türkün özüyüz, derler. Birçok köy ve kasaba halkı, kökenlerinin hikâyesini, kulaktan kulağa bir masal gibi anlatır. Göçebelik yıllarının anılarını unutmayan Türkmen ve Yörükler, atalarını sorduğumuz zaman, Horasan’dan geldiğin, söylerler.
BİR SEYYAH TOROSLU ARAŞTIRMASI
MURAT KİRİŞOĞLU
https://www.facebook.com/kirisoglumurat





Fotoğraf Galerisi



computer Haber Sitelerine Özel, Hızlı Güvenli Server - Bilgi için Tıklayınız

Bu haber 10/02/2018 tarihinde eklenmiştir.

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
captcha
 
Authors