Abdurrahman Koçak
0



DUANIN HAYATIMIZDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

Saygı değer okuyucularım. Ramazan ayının rahmetiyle sizleri saygıyla selamlıyor, hayırlı ramazanlar diliyorum. Bu yazımızda duanın hayatımızdaki önemini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dua; kelime manası itibariyle istemek ve çağırmak anlamındadır. Kavram olarak kullanıldığında ise; kulun Allah?a yönelmesi, ondan istemesi, dileğini hacetini ona arz etmesi manasına gelir. Kulun bilinçli bir şekilde Allah?a yönelmesi, Ondan istemesi ve dilemesi sebebiyle dua?nın, inancımız ve günlük yaşantımızda önemli bir yeri vardır. Dua ibadetin özü, Allah ile kul arasında kurulan bir iletişim köprüsüdür.

Yüce Allah Kur?an-ı Kerimde: ?Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.? buyurarak, kendisine dua edilmesini istemekte ve yapılan duaların kabul edileceğini müjdelemektedir. Sevgili Peygamberimiz (as) bir hadislerinde; ?Dua rahmet kapılarının anahtarı, müminin silâhı, dinin direği ve ibadetin özüdür? buyurmak suretiyle, kul için duanın önemini belirtirken, yaşayabileceğimiz olumsuzluklara karşı duayla korunmamız gerektiğine işaret etmektedir. İnsan yaratılışı gereği üzüntüsü sevinci olan, bazen darda-zorda kalan, sıkıntılı anlarda sığınma ihtiyacı duyan bir varlıktır. Bu özelliği sebebiyle insan; isteğinin gerçekleşmesi ve sıkıntılarının bitmesi için, öncelikle üzerine düşeni yapmalı, yani esbaba tevessül etmeli, sonra Allah?a yönelip dua etmelidir. Esbaba tevessül etmeden, işi duaya bağlamak uygun olmadığı gibi doğruda değildir.

Dua, kalbi rahatlatır, gönle huzur verir. İhtiyaç sahipleri dua ile sükûnete erer. Dertliler derdini dindirir, hastalar onunla şifa bulur. Dua etmenin sabit bir zamanı ve belli bir mekânı olmamakla beraber, Ramazan ayı, Kadir gecesi, Cuma saati, seher vakti, kandil geceleri gibi, zamanlarda, istek ve arzular yoğunlaştığı için kabulü beklentisi daha fazladır. Ayrıca Kâbe, Arafat ve Mescidi Nebevi, Cami ve Mescit gibi Allah?a toplu yakarışların çok olduğu yerler olması sebebiyle, buralarda yapılan dualarda kabul olan dualardandır. Yani gönülden ve samimiyetle yapılan dualar her zaman ve her yerde kabul edilir.
Dua; acı ve dertlerin, maddi ve manevi sıkıntıların şifası, bunlarla uğraşan insanların huzur kaynağıdır. Özünde Allah?a teslimiyet olan dua; insana yaşam sevinci, huzur ve güven verir. Sevgili Peygamberimiz; ?Kul elini açarak, Allah?tan hayırlı bir şey dilerse, Allah o kulunun elini boş çevirmekten haya eder.?
buyurmaktadır. Bu hadis, içtenlikle ve hayırla yapılan duaların kabul edileceğine işarettir. İnsan sadece sıkıntılı anlarında değil, huzurlu ve rahat oldukları zamanlarda da dua etmelidir. Bu da ona güç verir.
Dua etme ihtiyacı hissetmeyen toplumlarda, din duygusu zayıflar. Nobel ödüllü bilim adamı Alexis Carrel eserinde; duayı sıkça yapmak gerektiğini ve bunu alışkanlık haline getirmeyi tavsiye eder. Yine ona göre; duanın hem psikolojik, hem de sosyolojik açıdan birçok faydaları vardır. Bu yönüyle dua, sadece zayıf ve çaresiz insanların göstermesi gereken bir davranış değildir. İnsan, hava, su ve gıdaya muhtaç olduğu kadar; yaratan ve yaşatan Allah?a da muhtaçtır. Dua ise, insanın ihtiyaçlarını Allah?a arz etmesi ve O?na ulaşması, O?nun yardımıyla ihtiyacını gidermesine bir vesiledir. Dualarda yapmacık sözlerden, lüzumsuz yakarışlardan kaçınmak gerekir. Bu konuda Kur?anı-ı Kerimde Yüce Allah: ?Kullarım sana benden sorarlar, de ki; Ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin duasına karşılık veririm? buyurmaktadır.

Saygı değer okuyucularım. Millet olarak biz dualı bir milletiz. Öyle ki bu millet, İslam?ı kabul ettiğinden itibaren kurduğu bütün devletlerin temelini dua ile atmıştır. Savaşta barışta dua ile buluşmuş, duayı hayatının bir parçası saymıştır. Bu anlayış sebebiyledir ki, İnsanımızın evine girişi-çıkışı dua iledir. Dua soframızın bereketi, yaşamımızın sigortasıdır. Çocuklarımızın doğumu, sünneti, evlilikleri hep dua ile olur. Gençlerimizi askere, yakınlarımıza yolculuğa hep dua ile uğurlarız. Yani insanımızın hayatı başından sonuna kadar dua ile örülmüştür. Hatta dünyadaki yaşamı nasıl olursa olsun bir insan, vefat ettiği andan itibaren ebedi âleme uğurlanışı ve vefatından sonra anılması hep rahmetle ve duayladır.

Dua ederken insanın, tevazu ile dua etmesi, yapılan duanın kalp ve gönül iştirak ile olması gerekir. Dua, gösteriş ve riyadan uzak, tam bir teslimiyet içersinde olmalıdır. Dua yaratılıştan gelen bir ihtiyaç olduğu için, zayıf inanca sahip olanlar bile, dua ettiği zaman gönlünde bir ferahlık hisseder. Bu yönüyle dua, stres sıkıntı ve bunalımlara karşıda bir koruyucudur. Arzu edilen sonuca ulaşabilmek için yapılan duayı çalışmayla desteklemek gerekir. Ayrıca şartlarına riayet ederek dua eden bir mümin, duanın sonucunu görmekte acele etmemeli, ümitsizliğe düşmemelidir. Çünkü Allah, bazen bizim bilemediğimiz hikmetler sebebiyle dualarımızı erteler, bazen de bizim istediğimizi değil, bizim için hayırlı olanı verebilir.

Konumuzla ilgili olarak Mevlâna diyor ki: ?Dua edeceğin zaman nedamet ateşiyle ve nemli gözlerle dua et. Zira çiçekler, güneşli ve ıslak yerlerde açarlar.? Bundan da anlıyoruz ki; duada samimiyet gerekir. İstekler gönülden ve içten olmalıdır. Dudaklardan dökülen istekleri, kalbin onaylaması, dua için son derece önemlidir. Aksi takdirde dil ile gönül buluşmaz, eylem ile söylem bir olmazsa, yapılan duadan fayda beklemek doğru değildir.

Değerli okuyucularım; bu konuda tarihimizde gerçekleşen bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Kosova meydan muharebesinde şiddetli fırtına çıkmış, göz gözü görmez bir hal almıştı. Sultan Murat gece yarısı kalkıp abdest almış, iki rekat namaz kılmış ve yaşlı gözlerle şöyle dua etmişti: "Ya Rab! Bunca kere duamı kabul ettin, beni mahcup etmedin. Duamı yine kabul eyle. Düşmanla yüz yüze çarpışmamız için bir yağmur verip şu toz toprağı def eyle. Ya Rab! Mal ve mülkün sahibi sensin, kime istersen verirsin. Benim halimi de en iyi sen bilirsin. Ya Rab! senden mal ve mülk istemem, yalnızca senin rızanı isterim. Beni önce gazi kıldın, sonunda da şahadeti göster. Bu müminleri küffar diyarında mağlup ve helâk eyleme. Onlar için ben canımı kurban edeyim. Ruhumu buracıkta kabzeyle, yeter ki sen duamı kabul eyle, ordumu küffara karşı muzaffer eyle?

Sultan Murad'ın bu içten duası Allah katında kabul edilmiş olacak ki, yağan yağmur tozu-toprağı dindirmiş, sisler dağılmış, sabah olduğunda berrak ve dinmiş bir havada savaş başlamış, şiddetli bir çarpışmadan sonra zafer kazanılmış ama Sultan Murat şehit olmuştu. Tarihte yaşanan bu olaydan da anlıyoruz ki, insan samimiyetle dua ettiğinde, kendisine şah damarından daha yakın olan yüce yaratıcıya sığınır, Ondan ister, O?na güvenirse; Allah?ta onu mahcup etmez ve karşılıksız bırakmaz. Samimiyetle yapılan duaların sonucunu beklemekten usanmamak, sabır, samimiyet ve güvenle duada ısrar etmek gerekir. Çünkü dua, gönüllere teselli ve huzur verir. İçtenlikle yapılan dua reddedilmez kabul edilir.

Sevgili okuyucularım,
Duaların en güzeli şüphesiz Sevgili Peygamberimizin duasıdır. Yazımızı şefaatine muhtaç olduğumuz O Yüce Peygamberin örnek dualarıyla birlikte tamamlayalım.

1."Allah'ım, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, ihtiyarlıktan ve kabir azabından Sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnesinden sana sığınırım. Allah'ım, nefsime takvasını ver ve onu temizle. Onu en iyi temizleyecek olan Sensin. Onun sahibi ve mevlası Sensin. Allah'ım, faydasız ilimden, korkmayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım." (Müslim)

2."Allah'ım, işimi koruyan dinimi ıslah et, geçimimi sağlayan dünyamı ıslah et, dönüp varacağım yer olan ahiretimi ıslah et. Hayatı her hayrı artırmama vesile eyle, ölümü bütün kötülüklerden kurtulmama çare eyle." (Müslim)

3."Allah'ım! Senden yararlı bilgi, hoş rızık, kabul edilmiş amel isterim." (İbn Mâce)

4."Allah'ım, günahlarımı bağışla, bana merhamet et, hidayet eyle, bana afiyet ve hayırlı rızk ver." (Müslim)

5."Allah'ım, nimetinin elden çıkmasından, afiyetinin ters dönmesinden, ansızın azabına uğramaktan ve her türlü gazabından Sana sığınırım." (Müslim)

6."Rabbimiz, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru." (Buharî-Müslim)

7."Ey kalpleri evirip çeviren Allah'ım, kalbimi dininin üzerinde sabit kıl." (Tirmizî)
Sözlerimi tamamlarken, içerisinde bulunduğumuz rahmet ikliminde yaptığımız ve yapacağımız bütün ibadet ve dualarımızın kabul olmasını diliyor, hayatımızın her anını kuşatması temennisiyle hepinize saygılar sunuyorum.





(*) Kurumsal Şirketlere Kurumsal Hosting - Bilgi ve sipariş için Tıklayınız

Bu yazı 01/09/2008 tarihinde eklenmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. DUANIN HAYATIMIZDAKİ YERİ VE ÖNEMİ
  2. ŞEHİTLERİMİZİN ANISINA
  3. KAYBOLAN DEĞERLERİMİZ
  4. SU GİBİ AZİZ OLUNUZ
  5. ÇOCUKLARIMIZ
  6. BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
  7. RAMAZAN RAHMETİ
  8. GÖNÜL DİLİYLE
 

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Authors