Erol Maraşlı
Gazeteci Yazar




PARTİ NASIL KURULUR YA DA PARTİ KURMA HOBİSİ

Parti nasıl kurulur?

Eskiden ; yasada belirtilen sayıda ve yasada belirtilen “şartları haiz” sayıda adamı buldun mu bir dilekçe altına pulu yapıştırdın mı; içişleri bakanlığına verirsin dilekçeyi ve partiyi kurarsın.

İşte önemli olanı bundan sonrası!


Bizde ilk parti hareketi diyebileceğimiz kuruluş 1859 yılında Şeyh Ahmet ve arkadaşlarının kurduğu “Fedailer Cemiyeti”dir. Adı cemiyettir. O yıllarda daha parti adı kullanılmıyordu. Parti adı olmamakla birlikte bunan karşılığı olan “Fırka” kelimesini kullanan Celaleddin Arif bey’in kurduğu “Ahali Fırkası” dır.

Cumhuriyetin ilanından sonra kurulan ilk parti de 10.10.1924 yılında Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından kurulan “Cumhuriyet Halk Fırkası” dır ki; bugün kü CHP’nin ağa babasıdır.9.5.l935 yılında CHP adını almıştır. CHP’liler kızmasın ama “Devlet Kuran Parti” değildir, “DEVLETİN KURDUĞU PARTİ” dir.

İkinci parti ise “Cumhuriyeti kuran irade’/ yani askerlerin kurduğu/ “ bir partidir ki başında Kurtuluş Savaşının temelini atanlardan ili olan general Kazım Karabekir ve arkadaşlarının kurduğu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’dır.

Tarihimizdeki ünlü “paşalar kavgası bu dönemde” başlar.Çünkü Atatürk’ün karşısında silah arkadaşlarından Ali Fuat Cebesoy paşa, Rauf Orbay, Dr.Adnan Adıvar, Rüştü paşa, İsmail Canbolat vardır.

Fakat değişikliğe uğramadan parti adını kullanan ilk parti ise Nuri Demirağ’ın 1945 yılında kurduğu Milli Kalkınma Partisi’dir.

27 Mayıs Askeri darbesinden sonra Demokrat Parti kapatıldı ve bu partinin küllerinden yeni partiler doğdu.

12 Eylül 1980 askeri ihtilalinden sonra tüm partiler kapatıldı: yeni partiler kurulmaya başlandı.

1859 yılında Şeyh Ahmet’in kurduğu Fedailer partisi’nden bugüne kadar tam 213 parti kurulmuş..Bunun 83 ü cumhuriyet öncesi 130 adedi de cumhuriyetten sonra kurulmuş.

Bir kısmı kendi kendini feshetmiş,bir kısmını da devlet kapatmış,bir kısmı da faaliyetlerine devam ediyorlar…

“Türkiye Özürlüleri Mutludur partisi”,, “Yeni Yüzler Partisi”, “Yeşil Türkiye Partisi”, “Medeniyet ve Hayvan severler Ekonomi ve Tarım Partisi” gibi değişik partiler de siyaset arenamızda arz-ı endam etmişler…

Dediğim gibi yasal haklara sahip insanlar bir araya gelip parti kurarlar…

Kuruluş gerekçelerinin tümün de “vatan’ı kurtarmak” ideali mevcuttur.

Zaten vatanı kurtarmak için bu ülkede neler yapılmadı ki?

En önemlisi de bu millet bir türlü kendisini “vatan kurtarıcılarından” kurtaramadı! İkinci önemli sebeplerden biriside kurucularının kendilerini “millet’in önderi olarak” görmeleri dir. Öyle ya “Marksist terminoloji” halk’a “yığın”der. İşte bu yığınları güdecek “üstün insanlar” gerekiyor bu da parti kurucularıdır.

Bir başka gerekçe ise kurucuların kendilerinde “kitlesel etki alanlarının” genişliğine inanmaları yada inandırılmalarıdır.

Bir başka neden de belirli bir makama geldikten sonra “politik virüs’ün” onları itildikleri köşelerinden “dürtüklemesi”dir.

Bir de “gaz’a getirilenler” vardır ki; “beyim arkamızda milyonlar var….halk sizi ve hizmetlerinizi unutmamış…şu ortamda ortaya bir çıksanız; ne iktidar kalır ne muhalefet…vallahi vatan hizmeti sizi bekliyor,bu millet sizi bekliyor…” gazına gelenler…

12 Eylül darbesi sonrasında bunu çok gördük.

Çankaya’ya çıktıktan sonra kurucu olduğu parti’den intikam almak için Özal’ın kardeşi Yusuf Bozkurt Özal’a kurdurduğu “Yeni Parti” partiler mezarlığına gönderilen ilk parti’dir

Turgut Özal’ın akrabası ve beyin takımından “Yetim Hüsnü/Hüsnü Doğan’”ın kurduğu Anayasa Partisi’de ne oldu hatırlayan var mı?

Bedreddin Dalan’da Özal’ın gözdelerinden di:İstanbul’un o güne dek gördüğü en karizmatik belediye başkanıydı…Haliç’i gözlerinin rengine çevirdi…Amerika’da gelenektir: belediye başkanları partilerin başına geçince başbakan olurlar. Dalan da bunu keşfeden ilk kişiydi ama akibeti siyasetten silinmek oldu. Demokratik Merkez Partisi yi yürütemeyince partiyi DYP nin hamiyet sever kollarına terk etti.

Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek Özal’ın genel müdürlerinden birisi idi. Erbakan O’nu önce milletvekili sonra da Başkent’in belediye başkanı yaptı. Parti kapanınca eski arkadaşlarının yanına gitmedi. Burhan Özfatura ağabeyi’ni de yanına alarak kendisi katılmasada parti kurdurma işine girdi. Hatta AK Parti kurulurken bu harekete karşı DP hareketini yönlendirdi. Hatta bu ekip bu partiye karşı “çözdürme” hareketine giriştiler.O günleri yaşayanlar bunları iyi bilirler. Sonra karşı çıktıkları Ak Parti’ye gittiler Melih bey belediye başkanı Burhan Bey de Gaziantep belediyesine danışman oldular.

Ve parti kurma işi başarısızlıkla neticelendi.

O günlerde sayın İsmail Katmerci “eski Burhan ağabeyimi arıyorum” diye bir de demeç vermişti.

Hüseyin Özalp, Demirel’in bakanlarından dı. Karadeniz’de sevilen birisiydi. Varlığını duyuramadan kurduğu “Yeşil Türkiye Partisi” de ANAP’a iltihak etti.

Bir zamanların güçlü müsteşarı,Özal’ın beyin takımından,el enseleri ile ünlü eski bakanlardan Hasan Celal Güzel ‘de evini satarak “Yeniden Doğuş Partisi’ni kurdu. Bir varlık gösteremediği gibi zannedersem partiyi Cem Uzan’a kaptırdı.

Aydın menderes, “Efsane ve şehit Başvekil Adnan Menderes”in oğluydu. İlk Önce Demirel’in partisinden milletvekili oldu,bir ara Erbakan’ın yanına gitti.ANAP a gitti. Sonra da “B.Değişim partisi”ni kurdu ama babasının mirasından kendisine bir şey kalmadı. Alpaslan Türkeş “Dünya Türklüğü’nün” lideriydi. Rahmetli olduktan sonra MHP de yaşanan bir sürü olaydan sonra oğlu Tuğrul Türkeş , MHP deki diğer genel başkan adaylarının birleşmesi sonucu kongreyi kaybederek partiden ayrıldı ve “Aydınlık Türkiye Partisi”ni kurdu.. Başarılı olamadı,kurduğu partiyi de bıraktı. Sadettin Tantan, efsane bir polis müdürüydü,sonra bakan oldu, “fincanı katırlarını” ürküttüğü için partisinde yaşama şansı bulamadı ve “Yurt Partisi” ni buldu.

Başını Hüsamettin Özkan,İsmail Cem ve Kemal Derviş’in çektiği bir ekip kendilerini bir yerlere taşıyan Ecevit’i bir gece terk ederek büyük bir milletvekili ile DSP yi terk edip gittiler ve YTP’yi kurdular. İlk seçimde silindiler.

Yaşar Nuri Öztürk bir din bilgini. Dünyaca tanınıyor. Baykal O’nun ifadesine göre “% 10 luk seçmen kitlesini kendine çekmek için aday göstermiş.Milletvekili oldu. Hoca Bayakl’a tahammül edemedi, “evet efendim” diyemedi ve ayrıldı gitti:Halkın Yükselişi Partisi’ni kurdu. Kamuoyu yoklamalarındaki oy oranı % 1 bile değil.

Yaşar Okuyan “Türkeş ekol’ünden “ gelen birisi Mesut Yılmaz’ı genel başkanlığa taşıyanlardan birisi. Mesut bey onu bakan yaptı. Yaşar bey ,ANAP ile bağlarını kopardı ,daha sonra MHP ye gitti ve baktı ki; oradaki “eski camlar bardak olmuş” bu kez “en iyisi kendim parti kurayım” diyerek Hürriyet Ve Değişim Partisi’ni kurdu. O’nun da yoklamalardaki oy oranı % 1 bile değil.

Sezai Karakoç gerçekten iyi bir şair’dir. Bu hakkı herkes teslim ediyor. Bir ara adı “cumhurbaşkanlığı” için bile geçmişti. Kurduğu “Diriliş partisi” bir varlık gösteremedi sonra da kapatıldı.

Cem Boyner ve Ali Haydar Vezioğlu çok zengin insanlardır: ortaya büyşük bir basın desteğive vitrini ile çıktılar/özellikle Boyner/ ama bazen demekki para da bu iş için yeterli olmuyormuş.

Rahmetli Türkeş’in 1966 yılını hatırlıyorum:emekli maaşından başka bir geliri yoktu.partisine kaynak aktaracak zenginler de yanında değillerdi. Ama bir dava ve mücadele adamı’nın güzel bir örneği ile iktidar olmasa bile “LİDER” oldu.

Parti başkanlığı başkadır,liderlik başkadır.

Bir dilekçe ile parti başkanı ,iktidara gelinip başbakan,hatta cumhurbaşkanı bile olunabilinir ama liderlik herkese nasip olmaz…Ayrıca Lider,kendi kendini yaratır!

Şimdi de Parti kurmaya hazırlanan İstanbul’un bundan önceki belediye başkanı A.Müfit Gürtuna’yı görüyoruz.

“Turkuaz Hareketi mi “ yoksa “Harekatı mı” işte öyle bir isimle yola çıktı.Bol bol gazetelere reklam verdi. Kurucu olarak birbiriyle hiçbir müşterek yanı olmayan insanları kurucu diye lanse etti.

İlk “yalanlama” Mustafa Sargül’den geldi. Daha sonraları birçok isim “ilgimiz yok” dediler. Adları geçen Burhan Özfatura ve Işılay Saygın’ın ise bugüne kadar yalanlayan demeçlerine rastlamadım. Ne hikmetse bir parti kurulacağı zaman Burhan bey ve Işılay hanımın adı mutlaka geçer. Ve mutlaka parti kuracaklar bu iki isimle görüşürler…

Anlaşılan A.Müfit Gürtuna bey de daha başlamadan biten bir yol’da hüsrana uğradı.Bugün yarın belki vazgeçer,belki de partiyi kurar ama sadece adı ve etrafındakilerine kartvizit bastıran parti olmaktan ileri gidemez.

Gürtuna’yı tanımam: ancak tanıdığım ve sözlerine güvendiğim bazı arkadaşlarım kendisinin “tutarlı,ağırbaşlı,şarlatan olmayan ve en önemlisi yalan söylemeyen bir adam” olduğunu söylediler. Peki bu vasıftaki bir adam nasıl bu isimleri ortaya attı.

Acaba ilk önce “mavi boncuk” dağıtanlar, işin tutmayacağını görünce adamı yalnız bırakıp kenara çekildiler mi?

Yoksa Gürtuna nın karekteri ile ilgili bana anlatılanra mı yanlış? Rahmetli Osman Bölükbaşı bir gün bir cenaze sonrasında Ankarada ki mezarlıktan ayrılırken bana sinesini gösterip “oğlum bak burası siyasi mevtalar mezarlığına döndü” demişti…

Ferruh Bozbeyli adını gençler pek bilmezler: ama çok haysiyetli bir siyasetçiydi.Meclis başkanlığı yaptı ve en verimli dönemlerinde Demirel ile ters düşüp birçok milletvekiliyle ayrılıp Demokratik Partiyi kurdu. Sonra da uğradığı ihanetleri kitap haline getirdi. Fırsat buldukça tekrar tekrar okurum.






(*) Kurumsal Şirketlere Kurumsal Hosting - Bilgi ve sipariş için Tıklayınız

Bu yazı 29/11/2007 tarihinde eklenmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Biz artık bir “ Millet “ değiliz…
  2. Faşizm Üzerine Bir Kaç Kelam ...
  3. İkinci Kenan Evren Vakası ve Alınacak Dersler ...
  4. Kursakta Kalan Bir Darbe Girişimi: 31 Mart 1963 Darbe Teşebbüsü
  5. Kaçak İşçiler ve "Ermeniyan"lılar
  6. Darbelerden sonra?
  7. AVRUPADAKİ PKK OPERASYONU
  8. Orduya Güven !
  9. “SELAMÜNALEYKÜM”
  10. İZMİR'DE SEÇİMİ AZİZ KOCAOĞLU, KEMAL KARATAŞ KAVGASI BELİRLEDİ...
 

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Authors