Erol Maraşlı
Gazeteci Yazar




Faşizm Üzerine Bir Kaç Kelam ...

Ülkemizde hemen hemen herkes de “faşizm” fobisi olduğundan, bu suçlamayla tatmin olma duygusu yaşandığından ve de demokrat(!) gözükme çabası olduğundan; hem karşı düşüncede olanları hem de ayrı kampta olanları suçlamak için bolca kullanılan bir argümandır. Bun u kullanmayan insan pek yok gibi.

Faşizmin ne olduğunu biliyorlar mı?
Hak getire!


Bu tayfa; utanmadan Abdülamid Han’a , Atatürk’e,Bayar’a, Menderes’e Türkeş’e, hatta Tayyip Erdoğan’a, milliyetçi- muhafazakar siyasetçilere ve yazarlara yıllarca aşağılamak için bu sıfatı yakıştırmışlardır.

Ama Lenin, Stalin, Mao, Ho Şi Minh, Pol Pot, Apo gibi; insanları gözlerini kırpmadan ölüme gönderenlere toz kondurmamışlardır.

Peki” Faşizm” nedir?

Özellikle ikinci dünya savaşından sonra sosyalistlerin, komünistlerin/ her fraksiyonu dahil/ liberallerin, kapitalistlerin, teokratiklerin; kısacası herkesin kullandığı bir kelimedir. Sözlüklere, ansiklopedilere baktığınız zaman bir bilgi karmaşası, noksanlığı görürüsünüz. Ama çoğunda sol propaganda’nın izleri açıkça görülür. Yani genel anlamıyla baskıcı, otoriter rejim anlayışını nitelemeye dönüşmüş ve Nasyonal Sosyalizm ile özdeşleştirilmiştir… bunların tamamına bilgisiz ve şartlanmış entelektüeller tarafından verilen genel bir isim halini almıştır. Milliyetçilik veya Halkçılıkla ilgisi olmayan keyfi diktatörlükler ve hatta Millet düşmanı, ABD işbirlikçisi dinci parti ve rejimler bile bugün Faşist olarak nitelenmektedir.

Doğrusu nedir ?

Kelimenin kökeni Antik Roma yöneticilerinin geniş hükümet yetkisini sembolize eden ucunda balta bulunan bir çubuk demetinin adı olan Latince fasces sözcüğünden ileri gelir. Aynı simge daha sonraları Fransız Devrimi sırasında Aydınlanma anlamında, halkın elindeki devlet gücünü temsil etmek üzere kullanılmıştır. Söz konusu sembol bir takım değişikliklerle 1926 yılından itbaren İtalya’nın resmi devlet sembolü olmuştur. Sembolün üçlü anlamı, yani devlet gücü, halk mülkiyeti ve birliktelik Mussolini’nin propagandasında kullanılmıştır ama doğrusu da Musolli’nin ilkelerini belirlediği bir ekonomik devlet sistemidir.

Bu konuda Musolli’nin yazdığı ve Türkçeye de çevrilen iki kitap “asıl kaynak”tır:

1-Faşizm 2- Faşist Devlet

Benito Musollini bu iki kitabında ilkelerini açıklamaktadır. Musollini kendisince demokrasi kavramını sınıflar üzerine değil de, meslek grupları üzerine oturtur. Yani sosyal hayattaki mesleklerin temsilcileri parlamentoyu oluşturur. Diyebiliriz ki Faşist devlet eski Osmanlıdaki gibi “Loncalar” sistemidir. Buna Solidarizm/tesanütçülük de diyebiliriz…Ekonomik hayatı “sınıfın değil” sınıfların dayanışması üzerine kurmuştur. Despotçu bir devlet kapitalizmi/ Marksizm- Komünizm gibi sermayeyi kişinin üzerinden alıp devlete mal etmez. Marksizm’deki gibi kişisel mülkiyeti yok etmez. Bilakis destekler. Ama bunu yaparken de Liberal Kapitalizmin ara sınıfları/daha doğru bir deyimle ekonomik hayatın temel dinamikleri orta ölçekli işletmelerin sömürmesine de karşıdır. Tekelleşme, kartelleşme yoktur.
Musollini Faşist devleti şöyle tarif eder: “ Faşizm yalnız kanun yapıcı ve müessese kurucu bir devlet nizamı değildir. Aynı zamanda eğiticisi ve yönlendiricisidir. İnsan hayatını şekilde değil, ruhta , karekterde ve imanda yoğurmak gayesindedir.” Dediği için İtalya’nın Faşist döneminde komünistlerin/Leninistlerin taptığı Josef Stalin gibi 28 senede 55.000.000 insanın kasaplığını yapmadı. Nazi Adolf Hitler gibi 14 milyon Yahudiyi öldürmedi, Komünistlerin hayranlıkla andıkları Kızıl Kmerlerin lideri Pol Pot cellat başı gibi 1.500.000 insanın çekiç, balta ve küreklerle katledilmeleri emrini vermedi. Abdullah Öcalan gibi bebek katillerinin/PKK/ öldürdüğü 35.000 kişinin ölüm emrine imza atmadı.

Tek suçu Adolf Hitler gibi bir psikopatın peşine takılması oldu.

Ne hikmetse bizdeki devrimciler, solcular, komünist bozuntuları, kürt milliyetçileri; kendilerinin dışındaki herkese “faşist” damgasını vurmuştur.

Acaba Türkiye’de bu kadar yoğun Faşizm suçlaması yapılırken TC Mahkemeleri faşizmi suç kabul eden ve bu suçu işleyen kaç kişiyi mahkum etmişlerdir? Bu kelimeyi sık sık kullanan Ecevit’in iktidarındaki hakimler zamanında bile böyle bir karar yoktur.

Ya komünizm suçlamasıyla?
Cehalet, bağnazlık, şartlandırılmak diz boyu…





(*) ÜCRETSİZ HOSTİNG : 2 GB Hosting Web Alanı + 10 GB Bantwith + 5 Farklı Site Yayınla... Com Net Org - Com.tr Alan Adı Tescili (*) HABER SİTELERİNE VE KURUMSAL ŞİRKETLERE ÖZEL HOSTING - DEDICATED SERVER...

Bu yazı 19/04/2010 tarihinde eklenmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Faşizm Üzerine Bir Kaç Kelam ...
  2. İkinci Kenan Evren Vakası ve Alınacak Dersler ...
  3. Kursakta Kalan Bir Darbe Girişimi: 31 Mart 1963 Darbe Teşebbüsü
  4. Kaçak İşçiler ve "Ermeniyan"lılar
  5. Darbelerden sonra?
  6. AVRUPADAKİ PKK OPERASYONU
  7. Orduya Güven !
  8. “SELAMÜNALEYKÜM”
  9. İZMİR'DE SEÇİMİ AZİZ KOCAOĞLU, KEMAL KARATAŞ KAVGASI BELİRLEDİ...
  10. BİN YILLIK BİR DRAM !
 

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Authors

ÇOK OKUNAN YAZILAR

ÇOK OKUNAN HABERLER