
![]() |
Gülhan Eser 0
|
KÜKREYEN TAVŞAN YÜREK'LER
"Cesur Yürek'in perdedeki temsilcilerinden Mel Gibson, "Özgürlük" diye kükrerken ölümü göze almıştı. Kahramanlığı biz kaybettik de, Batı'lılar mı buldu acaba? Demek geliyor içimden ama diyemiyorum.
Aklıma kırk yıl öncesinin, (Meclis Başkanımız Toptan çiftinin de okuduğu ve Milli Eğitim Bakanlığı zamanında iki kat daha ilave ettirdiği) zamanının en modern-elit okullarından olan, ilk mektep talebeliğimde girdiğim mehter takımı geliyor. Ne güzel çalardım sarı madenden devlet malı flütte, "Ceddin Deden, neslin baban.. La?, mi, mi, mi?. Re, mi, fa, sol, mi?…" Sonra; Tarihi çevir nal sesi kısrak sesi.. Delmiş Roma'nın kalbini mızrak gibi.. Göktürkler, Oğuzlar, Peçenekler…" Çarıklarımız, tuğlarımızla yürürken; Yavrukurt izci grubundakiler: "Ne o öyle iki ileri bir geri" diyerek küçümserlerdi ve bizde bu psikolojiyle Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ı karşılamaya gittiğimizde onlarla değil de bizimle ilgilenmesine şaşırmıştık. Benimse aklıma hep, bin atıyla dağ gibi orduyu yenen çocuklar gibi şen "Akıncılar" gelirdi. Önce Milli Eğitimi bozmaktan başlayarak sihirli bir el, 'Le' şeklindeki okulumuzun uzun koridorlarındaki Yavuz'ları, Fatih'leri tablolar halinde duvardan indirerek; mehter marşını hızlı adımlarla postaladı. Bando takımı da kesmeyince kırmızı ceketli, uzun trampetli İngiliz davulcular işgal etti okulları ama bu elbise çok bol geldiğinden olacak ömrü uzun sürmedi. Bu fikri ithal eden piyonlar bile kükremiştir herhal; "Bizim erkek çocuklarına İngiliz'in-Yunan'ın etekliğini mi giydireceksiniz!" diye.
Bu girişi neden yaptım? Genlerin, köklerin zaman zaman uykuya yatsa da asla ölmediğini, su gibi mecrasında akarak ancak asli? yatağını bulduğunda rahat ettiğini hatırlamak için. Yani Cesur Yürek'ler güzel atlara binip gittiler de, ortalık: "Korkuyorum, dinci darbeciler geliyor! Bizi Malezya yapacak" diyen "Tavşan Yürek" lere mi kaldı? Onca okumuş olmama rağmen Malezya olmak nedir? Nerededir? bilmiyorum; haritaya bakmadım, okumadım yakın zamanlarda çünkü. Şerif Mardin ve Ertuğrul Özkök'ün engin tarih-sosyal-siyasal kültürleri var bu konuda ve bizi uyarıyorlar. Her bi şeyi onlar biliyorlar, doğru; her şeyleri var bir tek şey dışında: Kökleri… Acaba diyorum bazılarının asıl kökleri mehteran takımına giderken; bazılarınınki de İngiliz Davulcularının, etekli palikaryaların köküne gidiyor da bu kan uyuşmazlığı oradan mı kaynaklanıyor? Olsun! Ne fark eder? Adam, Peygamber soyundan gelen seyyidim diyor 'hırsız' çıkıyor; "Sadrazam sülalesinden geliyorum" diyor, 7 ceddine sövüyor, n'olmuş yani? Olan şu; kökünün asaletini ruhunda bulan aslan yüreklerle, tavşan yüreklerin karşılıklı kükreşmeleri var er meydanında ve ben "Korkuyoruz" diyenlere bu ödlekliği yakıştıramıyorum nedense. Ve korktukları da üniversitede okuyan kızların başının örtüsü. YÖK Başkanı da bilimsel çalışmalarına ara verip(!)bu korku şovu korosuna sinir ekleyerek katılıyor.
Şimdi gelelim benim cepheme: Burada tanışıp beş yıla yakın bir zamandır yazıştığım ve değer verdiğim vefalı bir e-posta arkadaşım var. Biz hiç karşılaşmadık ve öyle bir talebimiz de olmadı karşılıklı zaten. İstanbul'da oturan hiç evlenmemiş, ben yaşlarda okuyup-yazan bir erkek mimar. Buradaki "Cumhur Eşinin Başörtüsü" isimli yazımı okumuş ve diyor ki (ismini veremeyeceğim için anlayış göstereceğini düşünerek yazısını, siteyle ilgili eleştiri kısmını konumuzla ilgili olmadığı için noktalarla –o bölümü siteye ileteceğim- keserek hiç değiştirmeden aşağıya alıyorum):
"Sevgili arkadaşım Gülhan. İnan epeyce hayret içinde kaldım. Yerelgündem"deki son yazını okuyabildim sonunda. ……..Her ne ise ancak son yazın ayrı kutuplarda olan iki insan olmamız dolayısıyla beni epeyce düşündürdü.
Üniversiteye kadar namza kılmadığını yazmışsın. Neden bilmiyorum ancak bu seni bağlayan bir şey muhakkak. Ben ilk defa kuran kursuna gönderildiğimde 6 yaşımdaydım, gerçi bir oyun gibi geliyordu o yaştaki bana. İlk dini açıdan ciddi eğitimi 10 yaşımdayken aldım. Babam muvazzaf asker olmasına rağmen dini bütün ritüeleri bana öğretmiştir ki ortaokulda Urfa"da camiye zaman zaman babamla giderken onu beklemeden kendim gider vazifemi ifa ederdim.
Laik bir düşünceye sahibim. Başbakanın ifade ettiği gibi devlet laik olur kişiler olmaz sözü bir saptırmaca. Kurum nedir? Müdüründen en alt düzeydeki insanına kadar kişilerden oluşmuş bir devlet organı değil mi? Eğer insan laik olamıyor kurum laikse boşaltın binaları buyrun boş binalar yönetiversin toplumu.
Din ne yazık ki nefret edilecek bir noktaya getirildi. Bunun adı zulüm değil de nedir? Ve bizzat dindar olduğunu söyleyen insanların dine yaptıkları bu büyük zulüm Allah kat"ında umarım hak ettiği vechile cezasını bulacaktır. İslam dini eğer bir başörtüsünün bayraktarlığına mahkum edilmişse gerçekten çok yazık. 1970 li yılları bizzat yaşadım, ne yazık gördüklerim senin gördüklerin kadar masum değildi.
Dinde doğan her mezhep siyasi nedenlerle doğmuştur. İnsanları bu kadar zorlamanın baş örtüsünü bir inanç bayrağı gibi sunmanın batıda olduğu gibi yeni bir mezhep doğurtularak çözüleceğini ve İslam Aleminin bir daha parçalanacağını göz ardı edemem artık. Dilerim bu olmaz.
Din adına yapılan kötülüğün neden farkında değilsin bilemiyorum. Hayrinüsa Hanım 16 yaşında evlenmiş, hangi özgür ifadenin sahibiydi ki kapandı o yıllarda. Bırakınız insanlar Allah"ın ipine sarılsınlar erkeklerin dayattığı başörtüsü dinine değil. Sevgiler, saygılar"
Önce kendisine yazıma gösterdiği ilgi ve cevabı için teşekkür ediyorum ama açıklayayım: Ben de çoğu çocuk gibi yaz tatillerinde mahalle camisine gittim ama o kadar yetersiz eğitim aldık ve yaramaz çocuklardık ki dersten çok, cami içinde köşe kapmaca oynar, baş örtülerimizi pencereden dışarı bayrak gibi sallayıp, minareye tırmanmaya çalışırdık. Bizim için oyun, eğlenceden ibaretti caminin rengarenk halılarla, devasa avizelerle, süslü duvar ve kubbelerle çevrili caminin geniş iç mekanı. Zaten öğrendiklerimizi uygulama işi bizim değil, yaşlılara ait bir gelenekti ve ailem dahil namaz kılmayı öğretmemişlerdi. Üniversitede şaşırmam o yüzdendir örtülü kızları görünce. Arkadaşım, "Devlet ve kişilerin laikliği" diyerek yine kadınlara haksızlık yapıyor. Çünkü o başı örtülü kız kadar dinin emirlerini uygulayan erkek üniversiteye girerken, kız giremiyor. Diğer kavramlara girersek sayfalar yetmez zaten ve gerek de yok (medya o tür haber-tartışmalarla dolu).
"Dinin nefret edilecek bir noktaya getirildiğini" söylüyor ki işte bunu yeryüzünde hiç kimse başaramaz (O kıyamet günü olacak iş). Dinin gerçek sahibi insanlar değil, Allah (C.C) dır çünkü. Ben ancak kendimi bildiğim için, yine kendimi referans göstererek derim ki: Yer yüzünde hiç Müslüman kalmasa, 'mümin' denilenlerin hepsi nefretlik çapulcu taifesinden ibaret de olsa zerre kadar inancımda eksilme olmaz ve baş örtüsü takmak isteyenlerin özgürlük haklarını savunmaya devam ederim. İster koca bulmak, ister heves etmek, ister münafıklıktan veya inancından dolayı örtünsünler, ben nereden bileyim ve ne karışırım kalplerinin içine. Yok kadınları erkekler kapatıyormuş, yok Benazir Butto; Kur'anda baş örtmek yok demiş, v.s… bana ne bunlardan benim okuma yazmam, değerlendirecek aklım yok mu? Hayrünnisa Hanımın 16 yaşında zorla evlendirilip, eşi tarafından başının kapatıldığını söylemek hangi insafa sığar, kendisi bizzat söylemedikçe. Hiç başı sıktırılıp perişan olmuş kadın havası görüyor musunuz onda?
Yine kendimden biliyorum ki, kadınların baş örtüsüne karşı tavır alanlar bu mücadeleyi boşuna yapıyorlar. Bir insanın bu karmaşık dünya cıngılında, emin olarak canı pahasına savunmaya değer bulduğu tek şeyidir dini-imanı-örtüsü.
Yüce Yaratıcı emrediyor, kadınlar örtünüyor; yoksa kim nereden bilecek baş örtüsü nedir, niçin takılır? Simgeymiş, şuymuş buymuş boşa laf. Sadece Ak Partinin problemi değil bu evrensel bir mesele, top önüne geldiği için çözmek zorundalar. Onlar da korkup çözemezse diyeceğimiz şudur:
-Sen çekil, sıradaki gelsin!...
ÇOK OKUNAN YAZILAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
- Alevi Evlilik
- Doktor Evlilik
- Yuvayı Dişikuş Yapar
- Evlilik Kataloğu
- Dedem Evlenecek
- İslami Evlilik
- Öğretmen Evlilik
- Hemen Evlilik
- Anlaşmalı Evlilik
- Kürt Evlilik
- Engelliler Evleniyor
- Rüya Tabirleri
- Rus-Türk Evlilik Sitesi
- Web Tasarım
- Şehitler Ölmez
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Hosting Domain
- Zengin Eş
- İzmir Evlilik
- Dert Ortağı
- Acil Tazminat
- Muhsin Yazıcıoğlu
- Konya Evleniyor
- Birlikte Tatil
- Evlilik Kataloğu
- Sanal Psikolog
- Polis Evlilik
- Avukat Evlilik
- Deniz Gezmiş
- Holiday in Anatolia
- Kitap Bülteni
- Bekar Alemi























